<?xml version="1.0"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xml:lang="tr">
		<id>http://wiki.hukuki.net/api.php?action=feedcontributions&amp;feedformat=atom&amp;user=Deneme3</id>
		<title>Hukuk Wiki - Kullanıcının katkıları [tr]</title>
		<link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://wiki.hukuki.net/api.php?action=feedcontributions&amp;feedformat=atom&amp;user=Deneme3"/>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/%C3%96zel:Katk%C4%B1lar/Deneme3"/>
		<updated>2026-04-24T17:20:06Z</updated>
		<subtitle>Kullanıcının katkıları</subtitle>
		<generator>MediaWiki 1.30.0</generator>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18061</id>
		<title>Tebligat</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18061"/>
				<updated>2009-12-22T16:08:51Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;'''Tebligat nedir?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Mahkemeler|Mahkemeler]] , Cumhuriyet Savcılığı veya icra daireleri tarafından size gelen her &amp;quot;kağıt&amp;quot; resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönderilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kağıda da &amp;quot;Tebligat&amp;quot; denilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Tebligat hakkında sıkça sorulan sorular :'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Adliyeden tebligat gelirse ne yapmalı''' ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligat zarfı ve gönderilen yazıyı dikkatle okursanız gereken tüm bilgilerin olduğunu göreceksiniz. &lt;br /&gt;
Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğunu düşünüyorsanız bir avukatın yardımını alabilirsiniz. &lt;br /&gt;
Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş nedeniyle gönderildiğini ve büyük bir olasılıkla bunun süreli olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;
  &lt;br /&gt;
'''Tebligat Ne Hakkında?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligat size hukuki bir işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet sizi ilgilendiren bir konu hakkında size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savunmanızı beklemektedir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde [[Icra_takibi|icra takibi]] başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda [[tebligat]] gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne nedenle gönderildiği tebligatın üzerinde yazılıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Tebligatı kimin tarafından gönderdiğini nereden aAnlarım?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin; İstanbul 2. İcra Dairesi, Ankara [[Asliye_Hukuk_Mahkemesi|Asliye Hukuk Mahkemesi]] gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara vardır. Bu numaraya esas numarası adı verilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
'''Esas Numarası Nedir?'''&lt;br /&gt;
[[Mahkemeler|Mahkemeler]] işleri düzenli olarak yürütebilmek için her bir dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2010/75” veya “E: 10/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dosyalar Mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; Antalya Ağır Ceza Mahkemesi E:09/120&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Tebligatı Ne Yapmam gerekir?'''&lt;br /&gt;
Tebligatı muhakkak saklayınız. Üzerinde yazılı bilgiler size lazım olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Tebligatı aldıktan sonra Hiçbir İşlem Yapmasam ?'''&lt;br /&gt;
Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir iş yapmazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. Tebligat size geldiğinde bir hukuki işlem başlamıştır. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddettiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmediğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiç birşey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol açabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hiçbir İşlem Yapmasam Ne Olur?&lt;br /&gt;
Unutmayın ki; devlette işler sürüncemeye bırakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybına uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Muhtara Bırakmışlar, Almasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp tebligat muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldığı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!&lt;br /&gt;
Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Resmi bir kuruma bildirdiğiniz adresinize yapılan tebligat siz oradan taşınmış olsanız dahi size yapılmış sayılır. Aleyhinize hukuki sonuç doğurabilir. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18060</id>
		<title>Tebligat</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18060"/>
				<updated>2009-12-22T16:02:37Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;'''Tebligat nedir?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Mahkemeler|Mahkemeler]] , Cumhuriyet Savcılığı veya icra daireleri tarafından size gelen her &amp;quot;kağıt&amp;quot; resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönderilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kağıda da &amp;quot;Tebligat&amp;quot; denilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Tebligat hakkında sıkça sorulan sorular :'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Adliyeden tebligat gelirse ne yapmalı''' ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligat zarfı ve gönderilen yazıyı dikkatle okursanız gereken tüm bilgilerin olduğunu göreceksiniz. &lt;br /&gt;
Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğunu düşünüyorsanız bir avukatın yardımını alabilirsiniz. &lt;br /&gt;
Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş nedeniyle gönderildiğini ve büyük bir olasılıkla bunun süreli olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;
  &lt;br /&gt;
'''Tebligat Ne Hakkındadır?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligat size hukuki bir işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet sizi ilgilendiren bir konu hakkında size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savunmanızı beklemektedir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde [[Icra_takibi|icra takibi]] başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda tebligat gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne nedenle gönderildiği tebligatın üzerinde yazılıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Kim Gönderdi Nereden Anlarım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin; Manavgat 2. İcra Dairesi, Mardin [[Asliye_Hukuk_Mahkemesi|Asliye Hukuk Mahkemesi]] gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara vardır. Bu numaraya esas numarası adı verilir.&lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir? &lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir?&lt;br /&gt;
[[Mahkemeler|Mahkemeler]] işleri düzenli olarak yürütebilmek için her dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2009/65” veya “E: 09/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dosyalar Mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; Rize Ağır Ceza Mahkemesi E:08/103&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Ne Yapayım?&lt;br /&gt;
Tebligatı mutlaka saklayınız. Üzerinde yazan bilgiler size gerekli olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Aldım, Hiçbir İşlem Yapmasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir iş yapmazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. ASLA tebligatı alınca hiçbir şey yapmama yanlışına düşmeyiniz. Tebligat size geldiğinde bir hukuki işlem başlamıştır. Susmak demek, hakkınızı tehlikeye atmak demektir. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddettiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmediğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiç birşey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol açabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hiçbir İşlem Yapmasam Ne Olur?&lt;br /&gt;
Unutmayın ki; devlette işler sürüncemeye bırakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybına uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Muhtara Bırakmışlar, Almasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp tebligat muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldığı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!&lt;br /&gt;
Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Resmi bir kuruma bildirdiğiniz adresinize yapılan tebligat siz oradan taşınmış olsanız dahi size yapılmış sayılır. Aleyhinize hukuki sonuç doğurabilir. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18059</id>
		<title>Tebligat</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18059"/>
				<updated>2009-12-22T16:00:42Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;'''Tebligat nedir?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Mahkemeler|Mahkemeler]] , Cumhuriyet Savcılığı veya icra daireleri tarafından size gelen her &amp;quot;kağıt&amp;quot; resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönderilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kağıda da &amp;quot;Tebligat&amp;quot; denilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Tebligat hakkında sıkça sorulan sorular :'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Adliyeden tebligat gelirse ne yapmalı''' ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligat zarfı ve gönderilen yazıyı dikkatle okursanız gereken tüm bilgilerin olduğunu göreceksiniz. &lt;br /&gt;
Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğunu düşünüyorsanız bir avukatın yardımını alabilirsiniz. &lt;br /&gt;
Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş nedeniyle gönderildiğini ve büyük bir olasılıkla bunun süreli olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;
  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 '''Tebligat Ne Hakkındadır?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligat size hukuki bir işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet sizi ilgilendiren bir konu hakkında size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savunmanızı beklemektedir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde [[Icra_takibi|icra takibi]] başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda tebligat gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne nedenle gönderildiği tebligatın üzerinde yazılıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Kim Gönderdi Nereden Anlarım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin; Manavgat 2. İcra Dairesi, Mardin [[Asliye_Hukuk_Mahkemesi|Asliye Hukuk Mahkemesi]] gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara vardır. Bu numaraya esas numarası adı verilir.&lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir? &lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir?&lt;br /&gt;
[[Mahkemeler|Mahkemeler]] işleri düzenli olarak yürütebilmek için her dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2009/65” veya “E: 09/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dosyalar Mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; Rize Ağır Ceza Mahkemesi E:08/103&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Ne Yapayım?&lt;br /&gt;
Tebligatı mutlaka saklayınız. Üzerinde yazan bilgiler size gerekli olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Aldım, Hiçbir İşlem Yapmasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir iş yapmazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. ASLA tebligatı alınca hiçbir şey yapmama yanlışına düşmeyiniz. Tebligat size geldiğinde bir hukuki işlem başlamıştır. Susmak demek, hakkınızı tehlikeye atmak demektir. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddettiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmediğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiç birşey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol açabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hiçbir İşlem Yapmasam Ne Olur?&lt;br /&gt;
Unutmayın ki; devlette işler sürüncemeye bırakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybına uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Muhtara Bırakmışlar, Almasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp tebligat muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldığı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!&lt;br /&gt;
Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Resmi bir kuruma bildirdiğiniz adresinize yapılan tebligat siz oradan taşınmış olsanız dahi size yapılmış sayılır. Aleyhinize hukuki sonuç doğurabilir. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18058</id>
		<title>Tebligat</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18058"/>
				<updated>2009-12-22T15:59:33Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;'''Tebligat nedir?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Mahkemeler|Mahkemeler]] , Cumhuriyet Savcılığı veya icra daireleri tarafından size gelen her &amp;quot;kağıt&amp;quot; resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönderilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kağıda da &amp;quot;Tebligat&amp;quot; denilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Tebligat hakkında sıkça sorulan sorular :'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Adliyeden tebligat gelirse ne yapmalı''' ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligat zarfı ve gönderilen yazıyı dikkatle okursanız gereken tüm bilgilerin olduğunu göreceksiniz. &lt;br /&gt;
Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğunu düşünüyorsanız bir avukatın yardımını alabilirsiniz. &lt;br /&gt;
Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş nedeniyle gönderildiğini ve büyük bir olasılıkla bunun süreli olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;
  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 '''Tebligat Ne Hakkındadır?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligat size hukuki bir işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet sizi ilgilendiren bir konu hakkında size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savunmanızı beklemektedir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde [[Icra_takibi|icra takibi]] başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda tebligat gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne nedenle gönderildiği tebligatın üzerinde yazılıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Kim Gönderdi Nereden Anlarım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin; Manavgat 2. İcra Dairesi, Mardin [[Asliye_Hukuk_Mahkemesi|Asliye Hukuk Mahkemesi]] gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara vardır. Bu numaraya esas numarası adı verilir.&lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir? &lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir?&lt;br /&gt;
    [[Mahkemeler|Mahkemeler]] işleri düzenli olarak yürütebilmek için her dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2009/65” veya “E: 09/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dosyalar Mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; Rize Ağır Ceza Mahkemesi E:08/103&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Ne Yapayım?&lt;br /&gt;
    Tebligatı mutlaka saklayınız. Üzerinde yazan bilgiler size gerekli olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Aldım, Hiçbir İşlem Yapmasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
    Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir iş yapmazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. ASLA tebligatı alınca hiçbir şey yapmama yanlışına düşmeyiniz. Tebligat size geldiğinde bir hukuki işlem başlamıştır. Susmak demek, hakkınızı tehlikeye atmak demektir. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddettiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmediğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiç birşey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol açabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hiçbir İşlem Yapmasam Ne Olur?&lt;br /&gt;
   Unutmayın ki; devlette işler sürüncemeye bırakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybına uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Muhtara Bırakmışlar, Almasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
   Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp tebligat muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldığı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!&lt;br /&gt;
    Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Resmi bir kuruma bildirdiğiniz adresinize yapılan tebligat siz oradan taşınmış olsanız dahi size yapılmış sayılır. Aleyhinize hukuki sonuç doğurabilir. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18057</id>
		<title>Tebligat</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18057"/>
				<updated>2009-12-22T15:57:31Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;'''Tebligat nedir?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Mahkemeler|Mahkemeler]] , Cumhuriyet Savcılığı veya icra daireleri tarafından size gelen her &amp;quot;kağıt&amp;quot; resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönderilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kağıda da &amp;quot;Tebligat&amp;quot; denilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Tebligat hakkında sıkça sorulan sorular :'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Adliyeden tebligat gelirse ne yapmalı''' ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligat zarfı ve gönderilen yazıyı dikkatle okursanız gereken tüm bilgilerin olduğunu göreceksiniz. &lt;br /&gt;
Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğunu düşünüyorsanız bir avukatın yardımını alabilirsiniz. &lt;br /&gt;
Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş nedeniyle gönderildiğini ve büyük bir olasılıkla bunun süreli olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;
  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 '''Tebligat Ne Hakkındadır?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligat size hukuki bir işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet sizi ilgilendiren bir konu hakkında size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savunmanızı beklemektedir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde [[Icra_takibi|icra takibi]] başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda tebligat gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne nedenle gönderildiği tebligatın üzerinde yazılıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Kim Gönderdi Nereden Anlarım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin;İstanbul 2. İcra Dairesi, Ankara[[Asliye_Hukuk_Mahkemesi|Asliye Hukuk Mahkemesi]] gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara vardır. Bu numaraya esas numarası adı verilir.&lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir? &lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir?&lt;br /&gt;
    [[Mahkemeler|Mahkemeler]] işleri düzenli olarak yürütebilmek için her dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2009/65” veya “E: 09/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dosyalar Mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; Rize Ağır Ceza Mahkemesi E:08/103&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Ne Yapayım?&lt;br /&gt;
    Tebligatı mutlaka saklayınız. Üzerinde yazan bilgiler size gerekli olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Aldım, Hiçbir İşlem Yapmasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
    Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir iş yapmazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. ASLA tebligatı alınca hiçbir şey yapmama yanlışına düşmeyiniz. Tebligat size geldiğinde bir hukuki işlem başlamıştır. Susmak demek, hakkınızı tehlikeye atmak demektir. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddettiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmediğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiç birşey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol açabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hiçbir İşlem Yapmasam Ne Olur?&lt;br /&gt;
   Unutmayın ki; devlette işler sürüncemeye bırakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybına uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Muhtara Bırakmışlar, Almasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
   Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp [[tebligat]] muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldığı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!&lt;br /&gt;
    Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Resmi bir kuruma bildirdiğiniz adresinize yapılan tebligat siz oradan taşınmış olsanız dahi size yapılmış sayılır. Aleyhinize hukuki sonuç doğurabilir. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18056</id>
		<title>Tebligat</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18056"/>
				<updated>2009-12-22T15:12:51Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;'''Tebligat nedir?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Mahkemeler|Mahkemeler]] , Cumhuriyet Savcılığı veya icra daireleri tarafından size gelen her &amp;quot;kağıt&amp;quot; resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönderilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kağıda da &amp;quot;Tebligat&amp;quot; denilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Tebligat hakkında sıkça sorulan sorular :'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Adliyeden tebligat gelirse ne yapmalı''' ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligat zarfı ve gönderilen yazıyı dikkatle okursanız gereken tüm bilgilerin olduğunu göreceksiniz. Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğunu düşünüyorsanız bir avukatın yardımını alabilirsiniz. Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş nedeniyle gönderildiğini ve büyük bir olasılıkla bunun süreli olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;
  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 '''Tebligat Ne Hakkındadır?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligat size hukuki bir işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet sizi ilgilendiren bir konu hakkında size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savunmanızı beklemektedir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde [[Icra_takibi|icra takibi]] başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda tebligat gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne nedenle gönderildiği tebligatın üzerinde yazılıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Kim Gönderdi Nereden Anlarım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin;İstanbul 2. İcra Dairesi, Ankara[[Asliye_Hukuk_Mahkemesi|Asliye Hukuk Mahkemesi]] gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara vardır. Bu numaraya esas numarası adı verilir.&lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir? &lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir?&lt;br /&gt;
    [[Mahkemeler|Mahkemeler]] işleri düzenli olarak yürütebilmek için her dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2009/65” veya “E: 09/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dosyalar Mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; Rize Ağır Ceza Mahkemesi E:08/103&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Ne Yapayım?&lt;br /&gt;
    Tebligatı mutlaka saklayınız. Üzerinde yazan bilgiler size gerekli olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Aldım, Hiçbir İşlem Yapmasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
    Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir iş yapmazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. ASLA tebligatı alınca hiçbir şey yapmama yanlışına düşmeyiniz. Tebligat size geldiğinde bir hukuki işlem başlamıştır. Susmak demek, hakkınızı tehlikeye atmak demektir. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddettiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmediğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiç birşey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol açabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hiçbir İşlem Yapmasam Ne Olur?&lt;br /&gt;
   Unutmayın ki; devlette işler sürüncemeye bırakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybına uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Muhtara Bırakmışlar, Almasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
   Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp [[tebligat]] muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldığı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!&lt;br /&gt;
    Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Resmi bir kuruma bildirdiğiniz adresinize yapılan tebligat siz oradan taşınmış olsanız dahi size yapılmış sayılır. Aleyhinize hukuki sonuç doğurabilir. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18055</id>
		<title>Tebligat</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Tebligat&amp;diff=18055"/>
				<updated>2009-12-22T15:09:10Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;'''Tebligat nedir?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Mahkemeler|Mahkemeler]] , Cumhuriyet Savcılığı veya icra daireleri tarafından size gelen her &amp;quot;kağıt&amp;quot; resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönderilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kağıda da &amp;quot;Tebligat&amp;quot; denilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Tebligat hakkında sıkça sorulan sorular :'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Adliyeden tebligat gelirse ne yapmalı''' ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligat zarfı ve gönderilen yazıyı dikkatle okursanız gereken tüm bilgilerin olduğunu göreceksiniz. Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğunu düşünüyorsanız bir avukatın yardımını alabilirsiniz. Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş nedeniyle gönderildiğini ve büyük bir olasılıkla bunun süreli olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;
  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 '''Tebligat Ne Hakkındadır?'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligat size hukuki bir işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet sizi ilgilendiren bir konu hakkında size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savunmanızı beklemektedir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde [[Icra_takibi|icra takibi]] başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda tebligat gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne nedenle gönderildiği tebligatın üzerinde yazılıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Kim Gönderdi Nereden Anlarım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
   Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin; Manavgat 2. İcra Dairesi, Mardin [[Asliye_Hukuk_Mahkemesi|Asliye Hukuk Mahkemesi]] gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara vardır. Bu numaraya esas numarası adı verilir.&lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir? &lt;br /&gt;
Esas Numarası Nedir?&lt;br /&gt;
    [[Mahkemeler|Mahkemeler]] işleri düzenli olarak yürütebilmek için her dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2009/65” veya “E: 09/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dosyalar Mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; Rize Ağır Ceza Mahkemesi E:08/103&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Ne Yapayım?&lt;br /&gt;
    Tebligatı mutlaka saklayınız. Üzerinde yazan bilgiler size gerekli olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Aldım, Hiçbir İşlem Yapmasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
    Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir iş yapmazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. ASLA tebligatı alınca hiçbir şey yapmama yanlışına düşmeyiniz. Tebligat size geldiğinde bir hukuki işlem başlamıştır. Susmak demek, hakkınızı tehlikeye atmak demektir. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddettiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmediğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiç birşey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol açabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hiçbir İşlem Yapmasam Ne Olur?&lt;br /&gt;
   Unutmayın ki; devlette işler sürüncemeye bırakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybına uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Muhtara Bırakmışlar, Almasam Olmaz mı?&lt;br /&gt;
   Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp tebligat muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldığı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!&lt;br /&gt;
    Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Resmi bir kuruma bildirdiğiniz adresinize yapılan tebligat siz oradan taşınmış olsanız dahi size yapılmış sayılır. Aleyhinize hukuki sonuç doğurabilir. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=%C4%B0cra_takibi&amp;diff=18053</id>
		<title>İcra takibi</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=%C4%B0cra_takibi&amp;diff=18053"/>
				<updated>2009-12-02T16:36:01Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;İcra Takibi Nedir?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İcra takibi; Alacaklının borçludan alacağını almak için icra müdürlüğünde başlattığı hukuki işlemdir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Icra_takibi&amp;diff=18052</id>
		<title>Icra takibi</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Icra_takibi&amp;diff=18052"/>
				<updated>2009-12-02T16:32:47Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: Icra takibi sayfasının yeni adı: İcra takibi&lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;#REDIRECT [[İcra takibi]]&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=%C4%B0cra_takibi&amp;diff=18051</id>
		<title>İcra takibi</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=%C4%B0cra_takibi&amp;diff=18051"/>
				<updated>2009-12-02T16:32:47Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: Icra takibi sayfasının yeni adı: İcra takibi&lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;dsds&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=%C4%B0cra_takibi&amp;diff=18049</id>
		<title>İcra takibi</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=%C4%B0cra_takibi&amp;diff=18049"/>
				<updated>2009-12-02T16:32:02Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: İcra takibi sayfasının yeni adı: Icra takibi&lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;dsds&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=%C4%B0cra_takibi&amp;diff=18048</id>
		<title>İcra takibi</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=%C4%B0cra_takibi&amp;diff=18048"/>
				<updated>2009-12-02T16:31:52Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;dsds&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Menfi_Tespit_Davas%C4%B1&amp;diff=18047</id>
		<title>Menfi Tespit Davası</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Menfi_Tespit_Davas%C4%B1&amp;diff=18047"/>
				<updated>2009-12-02T16:30:21Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Menfi Tespit Davası&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Borçlu olmadığı iddiasında olan borçlu, Menfi Tespit Davası açabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Borçlu, aleyhine &amp;quot; [[icra takibi]] &amp;quot; başlatılmadan önce Menfi Tespit Davası aç[[Arsa|arsa]], belli bir teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasını Mahkemeden talep edebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* İcra Takibi başladıktan sonra borçlunun Menfi Tespit Davası açması halinde icra takibinin durdurulmasına karar verilmez.&lt;br /&gt;
Bu durumda icra takibin durması için borçlunun borcu İcra Dairesine ödemesi gerekir. Ancak borçlu, İcra Dairesine ödediği paranın belli bir teminat karşılığında Menfi Tespit Davası neticelene kadar alacaklıya verilmemesini Mahkemeden talep edebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Menfi Tespit Davası borçlunun aleyhine sonuçlanırsa, borçlu tazminat ödemeye mahkum edilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Menfi Tespit Davası alacaklının aleyhine sonuçlanırsa, alacaklı tazminat ödemeye mahkum edilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Borçlu parayı bir şekilde alacaklıya ödemişse geri alınması talep edebilir. Bu durumda davanın bir sene içinde açılması gerekir; aksi halde dava hakkı düşer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Icra_Hukuku|Icra hukuku]]&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=AnaSayfa&amp;diff=18043</id>
		<title>AnaSayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=AnaSayfa&amp;diff=18043"/>
				<updated>2009-10-25T23:21:46Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;big&amp;gt;'''HUKUK ANSİKLOPEDİSİ'''&amp;lt;/big&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hukuk Ansiklopedisi diğer bir ifade ile hukuk wiki, Hukuki Net sitesinin bir uzantısıdır.&lt;br /&gt;
Hukuki wiki, açık kaynak olma özelliği ile herkesin hukuk bilgilerini ekleyip, düzenleyebileceği, açık bir ansiklopedidir (wikipedia).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Wiki Hukuk sitesinde tartışma, forum vs. interaktif uygulamalar bulunmamaktadır. Bunlar için Hukuki net forumlarını kullanmanızı öneririz. Hukuk wiki sadece ve sadece özgün, herkesin katılımıya oluşan bir hukuk ansiklopedisi, bir hukuk sözlüğü olmayı hedefler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hukuki net üyesi olsun veya olmasın herkesin hukuk bilgisi ekleyebileceği hukuk wikipedia veya hukukpedia veyahut bizim ifademizle hukuk wikisi telif hakkı içeren içeriklerin eklenmemesini sizlerden önemle rica eder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Hukuk branşlarına göre Konu Başlıkları şimdilik aşağıdaki gibidir''':&lt;br /&gt;
* [[Aile Hukuku]]&lt;br /&gt;
* [[Anayasa_Hukuku|Anayasa Hukuku]]    &lt;br /&gt;
* [[Avrupa Birliği Hukuku]]&lt;br /&gt;
* [[Avukatlık Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Bankacılık Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Basın Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Bilişim Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Borçlar Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Boşanma Hukuku]] &lt;br /&gt;
* [[Çevre Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Ceza Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Ceza Usul Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Deniz Ticaret Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Devletler Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Eşya Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Gayrimenkul Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Icra Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Idare Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Idari Yargılama Hukuku  ]] &lt;br /&gt;
* [[Iflas Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Ihale Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Imar Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Internet Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Islam Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Iş Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Kamu Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Kat mülkiyeti hukuku]] &lt;br /&gt;
* [[Kıymetli Evrak Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Kira Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Mal Rejimleri Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Marka ve Patent Hukuku]]  &lt;br /&gt;
* [[Medeni Hukuk]] &lt;br /&gt;
* [[Medeni Usul Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Miras Hukuku]]&lt;br /&gt;
* Mukayeseli Hukuk ve [[Amerikan Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Rekabet Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Reklam Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Roma Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Sağlık Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Sermaye Piyasası Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Sigorta Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Şirketler Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Sosyal Güvenlik Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Spor Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Tazminat Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Ticaret Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Tüketici Hukuku]]  &lt;br /&gt;
* [[Uluslararası Hukuk]] &lt;br /&gt;
* [[Vatandaşlık Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Vergi Hukuku]]   &lt;br /&gt;
* [[Mahkemeler]] ve davalar.&lt;br /&gt;
Bir Hukuk Ansiklopedisi denemesi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Boşanma nedenleri|Boşanma nedenleri]], [[Boşanma|boşanma]] hukuku ve davaları&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Wiki kullanım ve wiki yardım için [http://meta.wikipedia.org/wiki/MediaWiki_User%27s_Guide User's Guide] linkini kullanınız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
== Forumlar ==&lt;br /&gt;
&amp;lt;rss&amp;gt;http://www.hukuki.net/external.php?type=RSS2|short|max=10&amp;lt;/rss&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
== Kullanım Tavsiyeleri ==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* [http://www.mediawiki.org/wiki/Help:Configuration_settings Configuration settings list]&lt;br /&gt;
* [http://www.mediawiki.org/wiki/Help:FAQ MediaWiki FAQ]&lt;br /&gt;
* [http://mail.wikipedia.org/mailman/listinfo/mediawiki-announce MediaWiki release mailing list]&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18042</id>
		<title>Roma Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18042"/>
				<updated>2009-10-22T22:09:05Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Roma Hukuku ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ROMA HUKUKU&lt;br /&gt;
[[Hukuk_sistemleri|Hukuk sistemleri]] içinde çok önemli bir yer tutan Roma Hukuku [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] ve özel hukuk ayırımına dayanmaktadır. Beşeri bir sistem olarak İÖ 7. yüzyılda kurulan Roma İmparatorluğu'nda ve MS. 396'da ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğu’nda hüküm sürmüştür. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5. yüzyılda Justinanus, Corpus Juris Civilis denilen külliyatı toplamıştır. Kıta Avrupası ülkeleri hukuku bu külliyat temeline dayanmaktadır. MS 6. yüzyılda Justinianus Batı Roma İmparatorluğunu kaybettiği toprakları yeniden kazanmak ve Roma hukukunun bütün bu topraklarda eski saf haliyle uygulanmasını sağlamak amacıyla çalışmalar başlattı. Bu çalışmalar sonunda bir kanunlaştırma hareketi olan Corpus Iuris Civilis oluştu. Corpus Iuris Civilis 4 bölümden oluşmaktadır. Institiones, Digesta, Codex ve Novella. Institiones ve Digesta'da klasik dönem hukukçularının eserlerinin derlendiğini, Codex'te Iustinianus'a kadarki imparator emirnamelerini, külliyata daha sonradan eklenen Novella'da ise Iustinianus'un emirnamelerini görüyoruz. Glossator'ların (şerhçiler) çalışmaları çağdaş hukuka tesir etmiş, Roma Hukuku'na bağlı ülkelere &amp;quot;civil law&amp;quot; denilmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunun Devreleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukuku, başlangıcı Roma tarihinin ilk devirlerine kadar uzanan ve milâdî altıncı asırda Jüstinyen'in (Justinianus) kanunlarıyla nihayet bulan uzun bir gelişmenin mahsulüdür. Yani bu inkişafın takriben bin yıldan fazla sürmüş bir tarihi vardır. Bu uzun gelişme çağlarında mezkür hukuk ani değil, geçici inkılâp ve değişmelere uğramış, mütemadiyen şeklini değiştirmiştir. Öyle ki örneğin cumhuriyet ve prenslik devirlerinin hukuku, Jüstinyen hukukundan derin bir biçimde ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya Roma hukukundan ve bu hukukun modern hukuklar üzerindeki tesirinden bahsedildiği zaman daha çok son safhası (Jüstinyen hukuku) kast olunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunun dönemleri şöyle özetlenebilir;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1- Roma'nın başlangıcından (M.Ö. 754), milattan önce dördüncü asra kadar süren &amp;quot;eski hukuk devri&amp;quot;. Bazı müellifler bu devre &amp;quot;krallık devresi&amp;quot; demişlerdir. Bu devre hukukunda cezai hükümler çoktur. Hukukî münasebetlerin çoğu, muhtemelen menşeleri rahiplerin dinî hukuklarında bulunan cezai hükümlerin ve kanunların himayesine alınmıştır. Ancak cumhuriyet devrinden önce yazılı bir hukuk mevcut olmayıp teamül hukuku hakimdir. Bu sebeple de mevkür devreye ait bilgiler kesin değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
2- İkinci Pön harbinden (M.Ö. 200) Prensliğin kuruluşuna kadar devam eden devrede (Bazılarına göre bu devre M.Ö. 509 yılında kralların kovulmasıyla başlar ve adına &amp;quot;cumhuriyet devri&amp;quot; denir.) hukuki ilişkileri düzenleyen eden üç tür [[Kanun|kanun]] ve hukuk kaynağı vardır: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a) [[Oniki levha kanunları]] , b) [[Halk meclisleri]] kanunları ve c) [[Pretor beyannameleri]] . &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3- Prenslik devrinden miladi üçüncü yüzyılın ortalarına kadar devam eden &amp;quot;klasik hukuk devri&amp;quot;. Bazı Roma hukukçularına göre bu dönem M.Ö. 27 yılında Augustus ile başlayıp, MÖ. 284 yılında Diocletianus ile sona eren &amp;quot;prenslik&amp;quot; devridir. Prenslik devrinde daha önceki hukuk kaynakları devam etmekle birlikte bazı değişiklikler olmuş ve bu arada Senatus (ayan meclisi) kararları önemli bir rol oynamıştır. Sezar, Senatus ile mücadele edip onu nüfuzu altına aldığı halde evlatlığı Augustus ona saygı göstermiş ve korumuştur. Senatus'un [[Kanun|kanun]] koyma yetkisi yoktur.&lt;br /&gt;
Senatus bir danışma mercii idi. Fakat [[Halk_meclisleri|halk meclisleri]] nin kabul ettiği kanunlar çoğu defa Senatus'dan gelen teklife uygun olurdu. &lt;br /&gt;
Augustus toplumsal amaçlarını gerçekleştirmek için halk meclislerinden yararlanmış, Roma toplumunu bozulmaktan korumak maksadı ile evlenmeyi teşvik ve köle azat etmeyi yasaklayan kanunları buradan çıkarmıştır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Klasik hukuk devrinde yeşeren bir hukuk kaynağı da imparator emirnameleridir. Devrin özelliği gereği pretorun yetkileri daralmış, imparatorların iktidar ve yetkisi artmış, emir ve beyanları [[Kanun|kanun]] mahiyetini kazanmıştır.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Klasik hukuk döneminde imparatorlar tarafından hukuk bilginlerine, hukuki sorulara cevap verme, açıklama...gibi yetkiler verilmiş, zamanla hukuk bilimadamlarının cevap ve açıklamaları [[Kanun|kanun]] hükmünü kazanmış, büyük hukukçular yetişmiş ve önemli bilimsel eserler ortaya çıkarılmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4- Klasik hukuk akımının birden sona ermesi ile başlayan ve Jüstinyen kanunları ile sona eren &amp;quot;Bizans devri&amp;quot;. Daha çok kamu hukukunu dikkate alanlara göre bu devre MS. 284-565 yılları arasında geçer ve &amp;quot;aşağı imparatorluk devri&amp;quot; adını alır. Mutlak krallık devrinde devletin yönetimi tamamen hükümdarın eline geçtiği zaman onun herhangi bir hukukî faaliyeti, şekli ne olursa olsun [[Kanun|kanun]] hükmünü alıyordu. Hukukî lisanın eski ağır ve dar şekli [[Terk|terk]] ediliyor, olayların bağımsız olarak halledilmesi, hukukun kanunlarla düzenlenmesine tercih ediliyordu. Bunun nedeni kanunların çok fazla ve dağınık oluşuydu. Yine bu nedenle kanunların derlenmesi ve toplanması faaliyetine girişildi. Birçok toplamalar ve düzenlemeler arasında en önemlisi İstanbul'da İmparator Jüstinyen tarafından yapılmış olandır. İmparatorun emri ile 1. ve 3.cü yüzyılda yaşamış olan 39 hukukçunun eserlerini 16 kişilik bir komisyon derlerdi. Bu dergi 30.12.533 tarihinde yürürlüğe girdi. Bundan önce ve sonra da önemli toplama ve derlemeler yapılarak yürürlüğe konuldu. Jüstinyen derlemeleri (müdevvenatı) dört bölümden oluşur, hepsine birden &amp;quot; ''Corpus juris Civilis'' &amp;quot; denir ki modern hukukta &amp;quot;''[[Medeni_Hukuk|Medeni Hukuk]] Külliyatı''&amp;quot; anlamını ifade etmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5- 565'ten 1453 yılına kadar devam eden &amp;quot;Bizans İmparatorluğu&amp;quot; devresi. Jüstinyen'in faaliyetiyle Roma hukukunun bin senelik inkişafı sona ermiştir. İmparatorluğun yıkılmasından sonra XI. asırdan itibaren kuzey İtalya'daki hukuk mektepleri bu toplanmış yapıtları (müdevvenat) ele almış, okutmuş, işlemiş ve modern hukuk üzerindeki etkisni sağlamışlardır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrıca bakınız : [[Roma hukukunun Modern hukuka etkisi]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[http://www.hukuki.net/modules.php?name=Encyclopedia&amp;amp;op=list_content&amp;amp;cid=2 Roma Hukuku Terimleri]&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18041</id>
		<title>Roma Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18041"/>
				<updated>2009-10-22T22:06:37Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Roma Hukuku ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ROMA HUKUKU&lt;br /&gt;
[[Hukuk_sistemleri|Hukuk sistemleri]] içinde çok önemli bir yer tutan Roma Hukuku [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] ve özel hukuk ayırımına dayanmaktadır. Beşeri bir sistem olarak İÖ 7. yüzyılda kurulan Roma İmparatorluğu'nda ve MS. 396'da ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğu’nda hüküm sürmüştür. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5. yüzyılda Justinanus, Corpus Juris Civilis denilen külliyatı toplamıştır. Kıta Avrupası ülkeleri hukuku bu külliyat temeline dayanmaktadır. MS 6. yüzyılda Justinianus Batı Roma İmparatorluğunu kaybettiği toprakları yeniden kazanmak ve Roma hukukunun bütün bu topraklarda eski saf haliyle uygulanmasını sağlamak amacıyla çalışmalar başlattı. Bu çalışmalar sonunda bir kanunlaştırma hareketi olan Corpus Iuris Civilis oluştu. Corpus Iuris Civilis 4 bölümden oluşmaktadır. Institiones, Digesta, Codex ve Novella. Institiones ve Digesta'da klasik dönem hukukçularının eserlerinin derlendiğini, Codex'te Iustinianus'a kadarki imparator emirnamelerini, külliyata daha sonradan eklenen Novella'da ise Iustinianus'un emirnamelerini görüyoruz. Glossator'ların (şerhçiler) çalışmaları çağdaş hukuka tesir etmiş, Roma Hukuku'na bağlı ülkelere &amp;quot;civil law&amp;quot; denilmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunun Devreleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukuku, başlangıcı Roma tarihinin ilk devirlerine kadar uzanan ve milâdî altıncı asırda Jüstinyen'in (Justinianus) kanunlarıyla nihayet bulan uzun bir gelişmenin mahsulüdür. Yani bu inkişafın takriben bin yıldan fazla sürmüş bir tarihi vardır. Bu uzun gelişme çağlarında mezkür hukuk ani değil, geçici inkılâp ve değişmelere uğramış, mütemadiyen şeklini değiştirmiştir. Öyle ki örneğin cumhuriyet ve prenslik devirlerinin hukuku, Jüstinyen hukukundan derin bir biçimde ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya Roma hukukundan ve bu hukukun modern hukuklar üzerindeki tesirinden bahsedildiği zaman daha çok son safhası (Jüstinyen hukuku) kast olunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunun dönemleri şöyle özetlenebilir;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1- Roma'nın başlangıcından (M.Ö. 754), milattan önce dördüncü asra kadar süren &amp;quot;eski hukuk devri&amp;quot;. Bazı müellifler bu devre &amp;quot;krallık devresi&amp;quot; demişlerdir. Bu devre hukukunda cezai hükümler çoktur. Hukukî münasebetlerin çoğu, muhtemelen menşeleri rahiplerin dinî hukuklarında bulunan cezai hükümlerin ve kanunların himayesine alınmıştır. Ancak cumhuriyet devrinden önce yazılı bir hukuk mevcut olmayıp teamül hukuku hakimdir. Bu sebeple de mevkür devreye ait bilgiler kesin değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
2- İkinci Pön harbinden (M.Ö. 200) Prensliğin kuruluşuna kadar devam eden devrede (Bazılarına göre bu devre M.Ö. 509 yılında kralların kovulmasıyla başlar ve adına &amp;quot;cumhuriyet devri&amp;quot; denir.) hukuki ilişkileri düzenleyen eden üç tür [[Kanun|kanun]] ve hukuk kaynağı vardır: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a) [[Oniki levha kanunları]] , b) [[Halk meclisleri]] kanunları ve c) [[Pretor beyannameleri]] . &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3- Prenslik devrinden miladi üçüncü yüzyılın ortalarına kadar devam eden &amp;quot;klasik hukuk devri&amp;quot;. Bazı Roma hukukçularına göre bu dönem M.Ö. 27 yılında Augustus ile başlayıp, MÖ. 284 yılında Diocletianus ile sona eren &amp;quot;prenslik&amp;quot; devridir. Prenslik devrinde daha önceki hukuk kaynakları devam etmekle birlikte bazı değişiklikler olmuş ve bu arada Senatus (ayan meclisi) kararları önemli bir rol oynamıştır. Sezar, Senatus ile mücadele edip onu nüfuzu altına aldığı halde evlatlığı Augustus ona saygı göstermiş ve korumuştur. Senatus'un [[Kanun|kanun]] koyma yetkisi yoktur.&lt;br /&gt;
Senatus bir danışma mercii idi. Fakat [[Halk_meclisleri|halk meclisleri]] nin kabul ettiği kanunlar çoğu defa Senatus'dan gelen teklife uygun olurdu. &lt;br /&gt;
Augustus toplumsal amaçlarını gerçekleştirmek için halk meclislerinden yararlanmış, Roma toplumunu bozulmaktan korumak maksadı ile evlenmeyi teşvik ve köle azat etmeyi yasaklayan kanunları buradan çıkarmıştır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Klasik hukuk devrinde yeşeren bir hukuk kaynağı da imparator emirnameleridir. Devrin özelliği gereği pretorun yetkileri daralmış, imparatorların iktidar ve yetkisi artmış, emir ve beyanları [[Kanun|kanun]] mahiyetini kazanmıştır.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Klasik hukuk döneminde imparatorlar tarafından hukuk bilginlerine, hukuki sorulara cevap verme, açıklama...gibi yetkiler verilmiş, zamanla hukuk bilimadamlarının cevap ve açıklamaları [[Kanun|kanun]] hükmünü kazanmış, büyük hukukçular yetişmiş ve önemli bilimsel eserler ortaya çıkarılmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4- Klasik hukuk akımının birden sona ermesi ile başlayan ve Jüstinyen kanunları ile sona eren &amp;quot;Bizans devri&amp;quot;. Daha çok kamu hukukunu dikkate alanlara göre bu devre MS. 284-565 yılları arasında geçer ve &amp;quot;aşağı imparatorluk devri&amp;quot; adını alır. Mutlak krallık devrinde devletin yönetimi tamamen hükümdarın eline geçtiği zaman onun herhangi bir hukukî faaliyeti, şekli ne olursa olsun [[Kanun|kanun]] hükmünü alıyordu. Hukukî lisanın eski ağır ve dar şekli [[Terk|terk]] ediliyor, olayların bağımsız olarak halledilmesi, hukukun kanunlarla düzenlenmesine tercih ediliyordu. Bunun nedeni kanunların çok fazla ve dağınık oluşuydu. Yine bu nedenle kanunların derlenmesi ve toplanması faaliyetine girişildi. Birçok toplamalar ve düzenlemeler arasında en önemlisi İstanbul'da İmparator Jüstinyen tarafından yapılmış olandır. İmparatorun emri ile 1. ve 3.cü yüzyılda yaşamış olan 39 hukukçunun eserlerini 16 kişilik bir komisyon derlerdi. Bu dergi 30.12.533 tarihinde yürürlüğe girdi. Bundan önce ve sonra da önemli toplama ve derlemeler yapılarak yürürlüğe konuldu. Jüstinyen müdevvenatı dört kısımdan mürekkep olup hepsine birden &amp;quot;Corpus juris Civilis&amp;quot; denir ki &amp;quot;Medenî Hukuk Külliyatı' manasını ifade etmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5- 565'ten 1453 yılına kadar devam eden &amp;quot;Bizans İmparatorluğu&amp;quot; devresi. Jüstinyen'in faaliyetiyle Roma hukukunun bin senelik inkişafı sona ermiştir. İmparatorluğun yıkılmasından sonra XI. asırdan itibaren kuzey İtalya'daki hukuk mektepleri bu toplanmış yapıtları (müdevvenat) ele almış, okutmuş, işlemiş ve modern hukuk üzerindeki etkisni sağlamışlardır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrıca bakınız : [[Roma hukukunun Modern hukuka etkisi]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[http://www.hukuki.net/modules.php?name=Encyclopedia&amp;amp;op=list_content&amp;amp;cid=2 Roma Hukuku Terimleri]&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_hukukunun_Modern_hukuka_etkisi&amp;diff=18040</id>
		<title>Roma hukukunun Modern hukuka etkisi</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_hukukunun_Modern_hukuka_etkisi&amp;diff=18040"/>
				<updated>2009-10-22T21:48:46Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] Modern hukukun gelişmesindeki rolü ile çok önemli bir yer kaplar. Bu açıdan Roma Hukukunun Dünya Hukukuna etkisi oldukça fazladır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bugün yürürlükte bulunan [[Hukuk_sistemleri|hukuk sistemleri]] nin çoğunun kaynakları arasında [[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] bulunur. Fransa, İtalya, Almanya, İsviçre ve dolayısiyle Türkiye gibi ülkelerde özel hukuk kurallarının önemli bir kısmının kaynağını [[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] oluşturmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunun modern hukuk sistemlerine etkisinin başlangıcı 12. yüzyılda İtalya'da Bolonya Üniversitesindeki (Bologna) eğitim ile olmuştur. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden buraya akın eden öğrenciler okudukları ve öğrendikleri [[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] kavramlarını ülkelerine dönüp, hakim oldukları zaman uygulamaktan çekinmiyorlardı. Bu kapitalist hukuk yeni zamanı hazırlayan toplumsal ve ekonomik koşullara uygun geliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özellikle İtalya'da tahsil etmiş hukukçular aracılığı ile Roma hukukunun Batı medeniyetlerine yayılmasına ve onlar tarafından kabul edilmesine &amp;quot;Roma Hukukunun iktibası (reception)&amp;quot; denimektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Orta zamanların sonunda kendilerine &amp;quot;Roma Imparatoru&amp;quot; dedirten Alman İmparatorları 15 ve 16. yüzyılda Roma hukukunu kül (bir bütün) halinde kabul ettiler ve 1 Ocak 1900 tarihinde Alman Medeni Kanunu kabul edilinceye kadar bu hukuk yürürlükte kaldı. Yunatistan'da da 1940 yılına kadar [[Roma_Hukuku|Roma Hukuku]] geçerli olmuştur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bugün için [[Roma_Hukuku|Roma Hukuku]] hiçbir ülkede doğrudan doğruya yürürlükte değildir. 19. ve 20. yüzyılda Avrupa ve Avrupa dışındaki devletler, hukukun çeşitli dallarında ulusal kanunlar yapmışlardır. Ancak buralarda özel hukukun [[Kanun|kanun]] ve normları (ülkesine göre az veya çok olarak) Roma hukukundan gelmektedir. Güney ve Orta Amerika ile Asya ve Afrika'nın birçok devleti kanunlarını, Fransız, Alman ve İsviçre kanunlarını model alarak yaptıkları için [[Roma_Hukuku|Roma Hukuku]] kavramları bu kanunlarda -dolaylı olarak da olsa- hala yaşamaktadır. &lt;br /&gt;
Bu nedenle birçok devletin Hukuk Fakülteleri nde [[Roma_Hukuku|Roma Hukuku]] kürsüsü vardır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18039</id>
		<title>Roma Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18039"/>
				<updated>2009-10-22T21:36:01Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Roma Hukuku ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ROMA HUKUKU&lt;br /&gt;
[[Hukuk_sistemleri|Hukuk sistemleri]] içinde çok önemli bir yer tutan Roma Hukuku [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] ve özel hukuk ayırımına dayanmaktadır. Beşeri bir sistem olarak İÖ 7. yüzyılda kurulan Roma İmparatorluğu'nda ve MS. 396'da ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğu’nda hüküm sürmüştür. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5. yüzyılda Justinanus, Corpus Juris Civilis denilen külliyatı toplamıştır. Kıta Avrupası ülkeleri hukuku bu külliyat temeline dayanmaktadır. MS 6. yüzyılda Justinianus Batı Roma İmparatorluğunu kaybettiği toprakları yeniden kazanmak ve Roma hukukunun bütün bu topraklarda eski saf haliyle uygulanmasını sağlamak amacıyla çalışmalar başlattı. Bu çalışmalar sonunda bir kanunlaştırma hareketi olan Corpus Iuris Civilis oluştu. Corpus Iuris Civilis 4 bölümden oluşmaktadır. Institiones, Digesta, Codex ve Novella. Institiones ve Digesta'da klasik dönem hukukçularının eserlerinin derlendiğini, Codex'te Iustinianus'a kadarki imparator emirnamelerini, külliyata daha sonradan eklenen Novella'da ise Iustinianus'un emirnamelerini görüyoruz. Glossator'ların (şerhçiler) çalışmaları çağdaş hukuka tesir etmiş, Roma Hukuku'na bağlı ülkelere &amp;quot;civil law&amp;quot; denilmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunun Devreleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukuku, başlangıcı Roma tarihinin ilk devirlerine kadar uzanan ve milâdî altıncı asırda Jüstinyen'in (Justinianus) kanunlarıyla nihayet bulan uzun bir gelişmenin mahsulüdür. Yani bu inkişafın takriben bin yıldan fazla sürmüş bir tarihi vardır. Bu uzun gelişme çağlarında mezkür hukuk ani değil, geçici inkılâp ve değişmelere uğramış, mütemadiyen şeklini değiştirmiştir. Öyle ki örneğin cumhuriyet ve prenslik devirlerinin hukuku, Jüstinyen hukukundan derin bir biçimde ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya Roma hukukundan ve bu hukukun modern hukuklar üzerindeki tesirinden bahsedildiği zaman daha çok son safhası (Jüstinyen hukuku) kast olunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma'nın başlangıcından (M.Ö. 754), milattan önce dördüncü asra kadar süren &amp;quot;eski hukuk devri&amp;quot;. Bazı müellifler bu devre &amp;quot;krallık devresi&amp;quot; demişlerdir. Bu devre hukukunda cezai hükümler çoktur. Hukukî münasebetlerin çoğu, muhtemelen menşeleri rahiplerin dinî hukuklarında bulunan cezai hükümlerin ve kanunların himayesine alınmıştır. Ancak cumhuriyet devrinden önce yazılı bir hukuk mevcut olmayıp teamül hukuku hakimdir. Bu sebeple de mevkür devreye ait bilgiler kesin değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
İkinci Pön harbinden (M.Ö. 200) Prensliğin kuruluşuna kadar devam eden devrede. (Bazılarına göre bu devre M.Ö. 509 yılında kralların kovulmasıyla başlar ve adına &amp;quot;cumhuriyet devri&amp;quot; denir.) hukuki ilişkileri düzenleyen eden üç tür [[Kanun|kanun]] ve hukuk kaynağı vardır: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a) [[Oniki levha kanunları]] , b) [[Halk meclisleri]] kanunları ve c) [[Pretor beyannameleri]] . &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrıca bakınız : [[Roma hukukunun Modern hukuka etkisi]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[http://www.hukuki.net/modules.php?name=Encyclopedia&amp;amp;op=list_content&amp;amp;cid=2 Roma Hukuku Terimleri]&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Pretor_beyannameleri&amp;diff=18038</id>
		<title>Pretor beyannameleri</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Pretor_beyannameleri&amp;diff=18038"/>
				<updated>2009-10-22T21:34:06Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] sisteminde Pretor beyannameleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pretor bir tür hakimdir. M.Ö. 367 yılına kadar yargı gücü, cumhuriyet devletinin en yüksek makamları olan Konsüller tarafından yürütülürdü. MÖ. 367 tarihinde şehir içindeki vatandaşların davaları ile meşgul olmak üzere pretorluk makamı kuruldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pretor sadece bir yargıç ve adliye memuru değildi. Konsülün halefi olduğu için yargı yöresinde Roma devletinin isteğini temsil ederdi. Bu nedenle hukuku uygulama görevi de preatora ait idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önceleri [[Oniki levha kanunları]] na göre davacının iddiaları jüri tarafından dinlenir, haklı görüldüğü takdirde pretora düşen görev; kanunu uygulamak ve davalıyı mahkum etmekten ibaret olurdu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fakat daha sonraları eski kanunlar hukuki hayatın düzenlenmesi için yetersiz kalmış, iyiniyete dayanan şekile tabi olmayan hukuki işlemler çoğalmıştı. Bunun üzerine Roma hukukunda &amp;quot;formül usulü&amp;quot; kabul edildi. Bu usule göre taraflar kendilerini anlaşmazlık halinde hakimin kararına uymaya zorlayan bir anlaşma yapıyorlardı. Hakimi de bağlayan bu anlaşma kısa bir formül şeklinde yazılıyordu. Pretor da her yıl uyacağı edeceği ilkeleri beyaz bir levhaya yazarak ilan ediyordu. Buna günümüzdeki beyanname anlamına gelen &amp;quot;edictum&amp;quot; deniyordu. Beyannamelerde yazılı prensip ile kurallar daha sonra yerine gelen pretorlar tarafından da uygulanabilirdi. Roma hukukunda bu şekilde, kanunlar ve teamüllerin yanında bir de pretor hukuku yerini aldı. Bu hukuk, toplum menfaati uğrunda medeni hukuku düzeltmek, ona yardım etmek, onun yerini tutmak üzere pretorlar tarafından konmuş hukuktur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Genellikle pretorlar Roma hukukunu uygulamış, eski dar, şekilci, bazen zalim kurallar yerine daha ileri, insani kurallar koymuştlardır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Pretor_beyannameleri&amp;diff=18037</id>
		<title>Pretor beyannameleri</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Pretor_beyannameleri&amp;diff=18037"/>
				<updated>2009-10-22T21:33:52Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] sisteminde Pretor beyannameleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pretor bir tür hakimdir. M.Ö. 367 yılına kadar yargı gücü, cumhuriyet devletinin en yüksek makamları olan Konsüller tarafından yürütülürdü. MÖ. 367 tarihinde şehir içindeki vatandaşların davaları ile meşgul olmak üzere pretorluk makamı kuruldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pretor sadece bir yargıç ve adliye memuru değildi. Konsülün halefi olduğu için yargı yöresinde Roma devletinin isteğini temsil ederdi. Bu nedenle hukuku uygulama görevi de preatora ait idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önceleri [[Oniki levha kanunuları]] na göre davacının iddiaları jüri tarafından dinlenir, haklı görüldüğü takdirde pretora düşen görev; kanunu uygulamak ve davalıyı mahkum etmekten ibaret olurdu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fakat daha sonraları eski kanunlar hukuki hayatın düzenlenmesi için yetersiz kalmış, iyiniyete dayanan şekile tabi olmayan hukuki işlemler çoğalmıştı. Bunun üzerine Roma hukukunda &amp;quot;formül usulü&amp;quot; kabul edildi. Bu usule göre taraflar kendilerini anlaşmazlık halinde hakimin kararına uymaya zorlayan bir anlaşma yapıyorlardı. Hakimi de bağlayan bu anlaşma kısa bir formül şeklinde yazılıyordu. Pretor da her yıl uyacağı edeceği ilkeleri beyaz bir levhaya yazarak ilan ediyordu. Buna günümüzdeki beyanname anlamına gelen &amp;quot;edictum&amp;quot; deniyordu. Beyannamelerde yazılı prensip ile kurallar daha sonra yerine gelen pretorlar tarafından da uygulanabilirdi. Roma hukukunda bu şekilde, kanunlar ve teamüllerin yanında bir de pretor hukuku yerini aldı. Bu hukuk, toplum menfaati uğrunda medeni hukuku düzeltmek, ona yardım etmek, onun yerini tutmak üzere pretorlar tarafından konmuş hukuktur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Genellikle pretorlar Roma hukukunu uygulamış, eski dar, şekilci, bazen zalim kurallar yerine daha ileri, insani kurallar koymuştlardır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Pretor_beyannameleri&amp;diff=18036</id>
		<title>Pretor beyannameleri</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Pretor_beyannameleri&amp;diff=18036"/>
				<updated>2009-10-22T21:33:30Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] sisteminde Pretor beyannameleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pretor bir tür hakimdir. M.Ö. 367 yılına kadar yargı gücü, cumhuriyet devletinin en yüksek makamları olan Konsüller tarafından yürütülürdü. MÖ. 367 tarihinde şehir içindeki vatandaşların davaları ile meşgul olmak üzere pretorluk makamı kuruldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pretor sadece bir yargıç ve adliye memuru değildi. Konsülün halefi olduğu için yargı yöresinde Roma devletinin isteğini temsil ederdi. Bu nedenle hukuku uygulama görevi de preatora ait idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önceleri [[Oniki Levha Kanunuları]] na göre davacının iddiaları jüri tarafından dinlenir, haklı görüldüğü takdirde pretora düşen görev; kanunu uygulamak ve davalıyı mahkum etmekten ibaret olurdu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fakat daha sonraları eski kanunlar hukuki hayatın düzenlenmesi için yetersiz kalmış, iyiniyete dayanan şekile tabi olmayan hukuki işlemler çoğalmıştı. Bunun üzerine Roma hukukunda &amp;quot;formül usulü&amp;quot; kabul edildi. Bu usule göre taraflar kendilerini anlaşmazlık halinde hakimin kararına uymaya zorlayan bir anlaşma yapıyorlardı. Hakimi de bağlayan bu anlaşma kısa bir formül şeklinde yazılıyordu. Pretor da her yıl uyacağı edeceği ilkeleri beyaz bir levhaya yazarak ilan ediyordu. Buna günümüzdeki beyanname anlamına gelen &amp;quot;edictum&amp;quot; deniyordu. Beyannamelerde yazılı prensip ile kurallar daha sonra yerine gelen pretorlar tarafından da uygulanabilirdi. Roma hukukunda bu şekilde, kanunlar ve teamüllerin yanında bir de pretor hukuku yerini aldı. Bu hukuk, toplum menfaati uğrunda medeni hukuku düzeltmek, ona yardım etmek, onun yerini tutmak üzere pretorlar tarafından konmuş hukuktur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Genellikle pretorlar Roma hukukunu uygulamış, eski dar, şekilci, bazen zalim kurallar yerine daha ileri, insani kurallar koymuştlardır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Pretor_beyannameleri&amp;diff=18035</id>
		<title>Pretor beyannameleri</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Pretor_beyannameleri&amp;diff=18035"/>
				<updated>2009-10-22T21:33:04Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Roma hukuk sisteminde Pretor beyannameleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pretor bir tür hakimdir. M.Ö. 367 yılına kadar yargı gücü, cumhuriyet devletinin en yüksek makamları olan Konsüller tarafından yürütülürdü. MÖ. 367 tarihinde şehir içindeki vatandaşların davaları ile meşgul olmak üzere pretorluk makamı kuruldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pretor sadece bir yargıç ve adliye memuru değildi. Konsülün halefi olduğu için yargı yöresinde Roma devletinin isteğini temsil ederdi. Bu nedenle hukuku uygulama görevi de preatora ait idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önceleri Oniki Levha Kanunuları na göre davacının iddiaları jüri tarafından dinlenir, haklı görüldüğü takdirde pretora düşen görev; kanunu uygulamak ve davalıyı mahkum etmekten ibaret olurdu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fakat daha sonraları eski kanunlar hukuki hayatın düzenlenmesi için yetersiz kalmış, iyiniyete dayanan şekile tabi olmayan hukuki işlemler çoğalmıştı. Bunun üzerine Roma hukukunda &amp;quot;formül usulü&amp;quot; kabul edildi. Bu usule göre taraflar kendilerini anlaşmazlık halinde hakimin kararına uymaya zorlayan bir anlaşma yapıyorlardı. Hakimi de bağlayan bu anlaşma kısa bir formül şeklinde yazılıyordu. Pretor da her yıl uyacağı edeceği ilkeleri beyaz bir levhaya yazarak ilan ediyordu. Buna günümüzdeki beyanname anlamına gelen &amp;quot;edictum&amp;quot; deniyordu. Beyannamelerde yazılı prensip ile kurallar daha sonra yerine gelen pretorlar tarafından da uygulanabilirdi. Roma hukukunda bu şekilde, kanunlar ve teamüllerin yanında bir de pretor hukuku yerini aldı. Bu hukuk, toplum menfaati uğrunda medeni hukuku düzeltmek, ona yardım etmek, onun yerini tutmak üzere pretorlar tarafından konmuş hukuktur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Genellikle pretorlar Roma hukukunu uygulamış, eski dar, şekilci, bazen zalim kurallar yerine daha ileri, insani kurallar koymuştlardır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18034</id>
		<title>Roma Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18034"/>
				<updated>2009-10-22T21:08:38Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Roma Hukuku ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ROMA HUKUKU&lt;br /&gt;
[[Hukuk_sistemleri|Hukuk sistemleri]] içinde çok önemli bir yer tutan Roma Hukuku [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] ve özel hukuk ayırımına dayanmaktadır. Beşeri bir sistem olarak İÖ 7. yüzyılda kurulan Roma İmparatorluğu'nda ve MS. 396'da ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğu’nda hüküm sürmüştür. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5. yüzyılda Justinanus, Corpus Juris Civilis denilen külliyatı toplamıştır. Kıta Avrupası ülkeleri hukuku bu külliyat temeline dayanmaktadır. MS 6. yüzyılda Justinianus Batı Roma İmparatorluğunu kaybettiği toprakları yeniden kazanmak ve Roma hukukunun bütün bu topraklarda eski saf haliyle uygulanmasını sağlamak amacıyla çalışmalar başlattı. Bu çalışmalar sonunda bir kanunlaştırma hareketi olan Corpus Iuris Civilis oluştu. Corpus Iuris Civilis 4 bölümden oluşmaktadır. Institiones, Digesta, Codex ve Novella. Institiones ve Digesta'da klasik dönem hukukçularının eserlerinin derlendiğini, Codex'te Iustinianus'a kadarki imparator emirnamelerini, külliyata daha sonradan eklenen Novella'da ise Iustinianus'un emirnamelerini görüyoruz. Glossator'ların (şerhçiler) çalışmaları çağdaş hukuka tesir etmiş, Roma Hukuku'na bağlı ülkelere &amp;quot;civil law&amp;quot; denilmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunun Devreleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukuku, başlangıcı Roma tarihinin ilk devirlerine kadar uzanan ve milâdî altıncı asırda Jüstinyen'in (Justinianus) kanunlarıyla nihayet bulan uzun bir gelişmenin mahsulüdür. Yani bu inkişafın takriben bin yıldan fazla sürmüş bir tarihi vardır. Bu uzun gelişme çağlarında mezkür hukuk ani değil, geçici inkılâp ve değişmelere uğramış, mütemadiyen şeklini değiştirmiştir. Öyle ki örneğin cumhuriyet ve prenslik devirlerinin hukuku, Jüstinyen hukukundan derin bir biçimde ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya Roma hukukundan ve bu hukukun modern hukuklar üzerindeki tesirinden bahsedildiği zaman daha çok son safhası (Jüstinyen hukuku) kast olunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma'nın başlangıcından (M.Ö. 754), milattan önce dördüncü asra kadar süren &amp;quot;eski hukuk devri&amp;quot;. Bazı müellifler bu devre &amp;quot;krallık devresi&amp;quot; demişlerdir. Bu devre hukukunda cezai hükümler çoktur. Hukukî münasebetlerin çoğu, muhtemelen menşeleri rahiplerin dinî hukuklarında bulunan cezai hükümlerin ve kanunların himayesine alınmıştır. Ancak cumhuriyet devrinden önce yazılı bir hukuk mevcut olmayıp teamül hukuku hakimdir. Bu sebeple de mevkür devreye ait bilgiler kesin değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
İkinci Pön harbinden (M.Ö. 200) Prensliğin kuruluşuna kadar devam eden devrede. (Bazılarına göre bu devre M.Ö. 509 yılında kralların kovulmasıyla başlar ve adına &amp;quot;cumhuriyet devri&amp;quot; denir.) hukuki ilişkileri düzenleyen eden üç tür [[Kanun|kanun]] ve hukuk kaynağı vardır: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a) [[Oniki levha kanunları]] , b) [[Halk meclisleri]] kanunları ve c) [[Pretor beyannameleri]] . &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma Hukukunun Dünya Hukukuna Tesiri: Bugün yürürlükte bulunan hukuk sistemlerinin çoğunun kaynakları arasında Roma hukuku vardır. Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre ve dolayısıyla Türkiye gibi memleketlerde hususi hukuk kaidelerinin mühim bir kısmının kaynağını Roma hukuku teşkil etmektedir. Bu tesirin başlangıcı XII. asırda İtalya'da Bolonya Üniversitesindeki tedrisat ile olmuştur. Avrupa'nın çeşitli yerlerinden buraya akın eden talebe, okudukları ve öğrendikleri Roma hukuku mefhumlarını memleketlerine dönüp hâkim oldukları zaman tatbik etmekten çekinmiyorlardı. Bu kapitalist hukuk yeni zamanı hazırlayan ictimâî ve iktisadî şartlara uygun geliyordu. İşte bilhassa İtalya'da tahsil etmiş hukukçular vasıtasıyla Roma hukukunun Batı memleketlerine sirayet etmesine ve onlar tarafından kabul edilmesine &amp;quot;Roma Hukukunun iktibası (reception)&amp;quot; denmektedir. &lt;br /&gt;
Orta zamanların sonunda kendilerine &amp;quot;Roma İmparatoru&amp;quot; dedirten Alman İmparatorları XV ve XVI. asırda Roma hukukunu kül halinde kabul ettiler ve 1 Ocak 1900'de Alman Medenî Kanunu kabul edilinceye kadar mezkür hukuk yürürlükte kaldı. &lt;br /&gt;
Roma Hukuku Yunatistan'da da 1940 yılına kadar cari olmuştur. &lt;br /&gt;
Bugün Roma Hukuku hiçbir yerde doğrudan doğruya yürürlükte değildir. XIX. ve XX. yüzyılda Avrupa ve Avrupa harici devletler, hukukun çeşitli sahalarında millî kanunlar yapmışlardır. Ancak buralarda hususî hukukun [[Kanun|kanun]] ve kaideleri -memleketlere göre az veya çok olarak- Roma hukukundan gelmektedir. Güney ve Orta Amerika ile Asya ve Afrika'nın birçok devleti kanunlarını, Fransız, Alman ve İsviçre kanunlarını model alarak yaptıkları için Roma Hukuku mefhumları bu kanunlarda -dolaylı olarak- yaşamaktadır. &lt;br /&gt;
Bu sebeple birçok memleketin Hukuk Fakültelerinde Roma Hukuku kürsüleri vardır ve bu hukuk tedris edilmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[http://www.hukuki.net/modules.php?name=Encyclopedia&amp;amp;op=list_content&amp;amp;cid=2 Roma Hukuku Terimleri]&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Halk_meclisleri&amp;diff=18033</id>
		<title>Halk meclisleri</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Halk_meclisleri&amp;diff=18033"/>
				<updated>2009-10-22T21:07:17Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] sisteminde Majistra 'nın teklifi halk meclisleri tarafından kabul edilmek suretiyle [[Kanun|kanun]] hükmünü kazanırdı. [[Oniki levha kanunları]] da böyle kabul edilmiş ve daha sonra da bu şekilde birçok [[Kanun|kanun]] çıkarılmıştır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Halk_meclisleri&amp;diff=18032</id>
		<title>Halk meclisleri</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Halk_meclisleri&amp;diff=18032"/>
				<updated>2009-10-22T21:07:00Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] sisteminde Majistra 'nın teklifi halk meclisleri tarafından kabul edilmek suretiyle [[Kanun|kanun]] hükmünü kazanırdı. Oniki levha kanunları da böyle kabul edilmiş ve daha sonra da bu şekilde birçok [[Kanun|kanun]] çıkarılmıştır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Halk_meclisleri&amp;diff=18031</id>
		<title>Halk meclisleri</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Halk_meclisleri&amp;diff=18031"/>
				<updated>2009-10-22T21:06:37Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] sisteminde Majistra 'nın teklifi halk meclisleri tarafından kabul edilmek suretiyle [[Kanun|kanun]] hükmünü kazanırdı. Oniki Levha Kanunları da böyle kabul edilmiş ve daha sonra da bu şekilde birçok [[Kanun|kanun]] çıkarılmıştır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Halk_meclisleri&amp;diff=18030</id>
		<title>Halk meclisleri</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Halk_meclisleri&amp;diff=18030"/>
				<updated>2009-10-22T21:06:10Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Roma hukukunda Majistra 'nın teklifi halk meclisleri tarafından kabul edilmek suretiyle [[Kanun|kanun]] hükmünü kazanırdı. Oniki Levha Kanunları da böyle kabul edilmiş ve daha sonra da bu şekilde birçok [[Kanun|kanun]] çıkarılmıştır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Oniki_levha_kanunlar%C4%B1&amp;diff=18029</id>
		<title>Oniki levha kanunları</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Oniki_levha_kanunlar%C4%B1&amp;diff=18029"/>
				<updated>2009-10-22T21:05:21Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] ve Oniki Levha kanunları :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oniki levha kanunu M.Ö. 452 yılında yazılı olmayan hukuku düzene sokmak ve derlemek için halk tarafından seçilen on kişi iki yıl çalışarak 12 levhaya, hukukun bütün sahalarına ait maddeleri yazmışlar ve bunlar [[halk meclisleri]] tarafından kabul edilerek kanunlaşmıştır. Bronz veya tahta veyahut fildişinden olduğu söylenen levhalar Roma'nın en büyük meydanına (Forum Romanum) asıldı ise de 60 yıl sonra Galler'in Roma'yı yağmalamaları esnasında yokolmuştur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarihçi ve hukukçulara göre Oniki Levha Kanunları iki amaç taşıyordu: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a) Siyasi amacı; Asillerle halk arasında mü[[MK|mk]]ün olduğu kadar eşitlik sağlamak ve vatandaşları, idarecilerin keyfi davranışlarına karşı korumak. Ancak kanunlar bunu tam anlamı ile gerçekleştirememiştir. O devirde asiller ile halk arasındaki evlenme yasağı devam etmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
b) Hukuki amacı ise Eski teamül hukukunu toplayıp tespit etmek idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
On iki Levha Kanunu ilkel bir hukuk seviyesini temsil etmektedir. Ayrıca umumiyetle Roma hukukuna hakim olan &amp;quot;şekilcilik&amp;quot; karakteri burada da kendini göstermektedir. Bazı örnek hükümler: Bir kimse, kendisine borçlu olan vatandaşı hakim ( majistra , magistra ) önüne götürür, borçlu borcunu ödeyemezse muayyen şekillere riayet ederek ona el koyar, evine götürür ve zincire vururdu. Belirli bir zaman içerisinde yine borcu ödeyemezse öldürebilir veya köle olarak satar, Alacaklı birden fazla kişi ise borçlu, alacaklar nispetinde parçalara ayrılırdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Devlete ve kamuya karşı işlenen suçların çoğuna ölüm cezası verilir: Vatana ihanet, anne veya babayı öldürme, kundakçılık (suçlu kırbaçlanır, zincire vurulur, ateşte yakılarak öldürülür), yalancı şahitlik (suçlu uçurumdan atılır), hakimin rüşvet alması, üfürükçülük gibi suçlar bu suçlar arasındadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazı suçlar ise ilahların kutsal haklarına tecavüz şeklinde anlaşılır, suçlu toplum dışına itilerek (sürgün cezası), her türlü haklardan mahrum bırakılır, hatta herkes tarafından öldürülebilir idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kişisel menfaatlere ve şahıslara yönelik suçlarda şahsi intikam usulü ön plandadır. Suçlu diyet ödemeyi kabul etmezse , zarar görene teslim edilir; O da göze göz, dişe diş şeklinde öcünü alır. (Kısasa kısas ilkesi) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hırsızlık suçu gece işlenirken hırsız yakalanırsa hırsız öldürülebilir. Daha hafif durumlarda hırsız verdiği zararı iki katı olarak öder. &lt;br /&gt;
Aile reisi babadır. Sorumluluğundaki bireylerin  hayat veya ölümlerine ilişkin bir baba hakimiyeti vardır. Bazı malların mülkiyetinin devren iktisabı için malın, tarafların, Roma vatandaşı olan ve baliğ (yetişkin, reşit) olan beş şahidin ve bir terazicinin hazır bulunması şart olup, şekle tabidir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Oniki_levha_kanunlar%C4%B1&amp;diff=18028</id>
		<title>Oniki levha kanunları</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Oniki_levha_kanunlar%C4%B1&amp;diff=18028"/>
				<updated>2009-10-22T21:03:19Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] ve Oniki Levha kanunları :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oniki levha kanunu M.Ö. 452 yılında yazılı olmayan hukuku düzene sokmak ve derlemek için halk tarafından seçilen on kişi iki yıl çalışarak 12 levhaya, hukukun bütün sahalarına ait maddeleri yazmışlar ve bunlar halk meclislerince kabul edilerek kanunlaşmıştır. Bronz veya tahta veyahut fildişinden olduğu söylenen levhalar Roma'nın en büyük meydanına (Forum Romanum) asıldı ise de 60 yıl sonra Galler'in Roma'yı yağmalamaları esnasında yokolmuştur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarihçi ve hukukçulara göre Oniki Levha Kanunları iki amaç taşıyordu: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a) Siyasi amacı; Asillerle halk arasında mü[[MK|mk]]ün olduğu kadar eşitlik sağlamak ve vatandaşları, idarecilerin keyfi davranışlarına karşı korumak. Ancak kanunlar bunu tam anlamı ile gerçekleştirememiştir. O devirde asiller ile halk arasındaki evlenme yasağı devam etmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
b) Hukuki amacı ise Eski teamül hukukunu toplayıp tespit etmek idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
On iki Levha Kanunu ilkel bir hukuk seviyesini temsil etmektedir. Ayrıca umumiyetle Roma hukukuna hakim olan &amp;quot;şekilcilik&amp;quot; karakteri burada da kendini göstermektedir. Bazı örnek hükümler: Bir kimse, kendisine borçlu olan vatandaşı hakim ( majistra , magistra ) önüne götürür, borçlu borcunu ödeyemezse muayyen şekillere riayet ederek ona el koyar, evine götürür ve zincire vururdu. Belirli bir zaman içerisinde yine borcu ödeyemezse öldürebilir veya köle olarak satar, Alacaklı birden fazla kişi ise borçlu, alacaklar nispetinde parçalara ayrılırdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Devlete ve kamuya karşı işlenen suçların çoğuna ölüm cezası verilir: Vatana ihanet, anne veya babayı öldürme, kundakçılık (suçlu kırbaçlanır, zincire vurulur, ateşte yakılarak öldürülür), yalancı şahitlik (suçlu uçurumdan atılır), hakimin rüşvet alması, üfürükçülük gibi suçlar bu suçlar arasındadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazı suçlar ise ilahların kutsal haklarına tecavüz şeklinde anlaşılır, suçlu toplum dışına itilerek (sürgün cezası), her türlü haklardan mahrum bırakılır, hatta herkes tarafından öldürülebilir idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kişisel menfaatlere ve şahıslara yönelik suçlarda şahsi intikam usulü ön plandadır. Suçlu diyet ödemeyi kabul etmezse , zarar görene teslim edilir; O da göze göz, dişe diş şeklinde öcünü alır. (Kısasa kısas ilkesi) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hırsızlık suçu gece işlenirken hırsız yakalanırsa hırsız öldürülebilir. Daha hafif durumlarda hırsız verdiği zararı iki katı olarak öder. &lt;br /&gt;
Aile reisi babadır. Sorumluluğundaki bireylerin  hayat veya ölümlerine ilişkin bir baba hakimiyeti vardır. Bazı malların mülkiyetinin devren iktisabı için malın, tarafların, Roma vatandaşı olan ve baliğ (yetişkin, reşit) olan beş şahidin ve bir terazicinin hazır bulunması şart olup, şekle tabidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunda Majistra'nın teklifi [[halk meclisleri]] tarafından kabul edilmekle [[Kanun|kanun]] hükmünü kazanırdı. 12 Levha Kanunları böyle kabul edilmiş ve daha sonra da bu şekilde birçok [[Kanun|kanun]] çıkarılmıştır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Oniki_levha_kanunlar%C4%B1&amp;diff=18027</id>
		<title>Oniki levha kanunları</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Oniki_levha_kanunlar%C4%B1&amp;diff=18027"/>
				<updated>2009-10-22T21:02:51Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] ve Oniki Levha kanunları :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oniki levha kanunu M.Ö. 452 yılında yazılı olmayan hukuku düzene sokmak ve derlemek için halk tarafından seçilen on kişi iki yıl çalışarak 12 levhaya, hukukun bütün sahalarına ait maddeleri yazmışlar ve bunlar halk meclislerince kabul edilerek kanunlaşmıştır. Bronz veya tahta veyahut fildişinden olduğu söylenen levhalar Roma'nın en büyük meydanına (Forum Romanum) asıldı ise de 60 yıl sonra Galler'in Roma'yı yağmalamaları esnasında yokolmuştur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarihçi ve hukukçulara göre Oniki Levha Kanunları iki amaç taşıyordu: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a) Siyasi amacı; Asillerle halk arasında mü[[MK|mk]]ün olduğu kadar eşitlik sağlamak ve vatandaşları, idarecilerin keyfi davranışlarına karşı korumak. Ancak kanunlar bunu tam anlamı ile gerçekleştirememiştir. O devirde asiller ile halk arasındaki evlenme yasağı devam etmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
b) Hukuki amacı ise Eski teamül hukukunu toplayıp tespit etmek idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
On iki Levha Kanunu ilkel bir hukuk seviyesini temsil etmektedir. Ayrıca umumiyetle Roma hukukuna hakim olan &amp;quot;şekilcilik&amp;quot; karakteri burada da kendini göstermektedir. Bazı örnek hükümler: Bir kimse, kendisine borçlu olan vatandaşı hakim ( majistra , magistra ) önüne götürür, borçlu borcunu ödeyemezse muayyen şekillere riayet ederek ona el koyar, evine götürür ve zincire vururdu. Belirli bir zaman içerisinde yine borcu ödeyemezse öldürebilir veya köle olarak satar, Alacaklı birden fazla kişi ise borçlu, alacaklar nispetinde parçalara ayrılırdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Devlete ve kamuya karşı işlenen suçların çoğuna ölüm cezası verilir: Vatana ihanet, anne veya babayı öldürme, kundakçılık (suçlu kırbaçlanır, zincire vurulur, ateşte yakılarak öldürülür), yalancı şahitlik (suçlu uçurumdan atılır), hakimin rüşvet alması, üfürükçülük gibi suçlar bu suçlar arasındadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazı suçlar ise ilahların kutsal haklarına tecavüz şeklinde anlaşılır, suçlu toplum dışına itilerek (sürgün cezası), her türlü haklardan mahrum bırakılır, hatta herkes tarafından öldürülebilir idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kişisel menfaatlere ve şahıslara yönelik suçlarda şahsi intikam usulü ön plandadır. Suçlu diyet ödemeyi kabul etmezse , zarar görene teslim edilir; O da göze göz, dişe diş şeklinde öcünü alır. (Kısasa kısas ilkesi) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hırsızlık suçu gece işlenirken hırsız yakalanırsa hırsız öldürülebilir. Daha hafif durumlarda hırsız verdiği zararı iki katı olarak öder. &lt;br /&gt;
Aile reisi babadır. Sorumluluğundaki bireylerin  hayat veya ölümlerine ilişkin bir baba hakimiyeti vardır. Bazı malların mülkiyetinin devren iktisabı için malın, tarafların, Roma vatandaşı olan ve baliğ (yetişkin, reşit) olan beş şahidin ve bir terazicinin hazır bulunması şart olup, şekle tabidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunda Majistra'nın teklifi halk meclisleri tarafından kabul edilmekle [[Kanun|kanun]] hükmünü kazanırdı. 12 Levha Kanunları böyle kabul edilmiş ve daha sonra da bu şekilde birçok [[Kanun|kanun]] çıkarılmıştır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Oniki_levha_kanunlar%C4%B1&amp;diff=18026</id>
		<title>Oniki levha kanunları</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Oniki_levha_kanunlar%C4%B1&amp;diff=18026"/>
				<updated>2009-10-22T20:59:38Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] ve Oniki Levha kanunları :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oniki levha kanunu M.Ö. 452 yılında yazılı olmayan hukuku düzene sokmak ve derlemek için halk tarafından seçilen on kişi iki yıl çalışarak 12 levhaya, hukukun bütün sahalarına ait maddeleri yazmışlar ve bunlar halk meclislerince kabul edilerek kanunlaşmıştır. Bronz veya tahta veyahut fildişinden olduğu söylenen levhalar Roma'nın en büyük meydanına (Forum Romanum) asıldı ise de 60 yıl sonra Galler'in Roma'yı yağmalamaları esnasında yokolmuştur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarihçi ve hukukçulara göre Oniki Levha Kanunları iki amaç taşıyordu: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a) Siyasi amacı; Asillerle halk arasında mü[[MK|mk]]ün olduğu kadar eşitlik sağlamak ve vatandaşları, idarecilerin keyfi davranışlarına karşı korumak. Ancak kanunlar bunu tam anlamı ile gerçekleştirememiştir. O devirde asiller ile halk arasındaki evlenme yasağı devam etmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
b) Hukuki amacı ise Eski teamül hukukunu toplayıp tespit etmek idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
On iki Levha Kanunu ilkel bir hukuk seviyesini temsil etmektedir. Ayrıca umumiyetle Roma hukukuna hakim olan &amp;quot;şekilcilik&amp;quot; karakteri burada da kendini göstermektedir. Bazı örnek hükümler: Bir kimse, kendisine borçlu olan vatandaşı hakim ( majistra , magistra ) önüne götürür, borçlu borcunu ödeyemezse muayyen şekillere riayet ederek ona el koyar, evine götürür ve zincire vururdu. Belirli bir zaman içerisinde yine borcu ödeyemezse öldürebilir veya köle olarak satar, Alacaklı birden fazla kişi ise borçlu, alacaklar nispetinde parçalara ayrılırdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Devlete ve kamuya karşı işlenen suçların çoğuna ölüm cezası verilir: Vatana ihanet, anne veya babayı öldürme, kundakçılık (suçlu kırbaçlanır, zincire vurulur, ateşte yakılarak öldürülür), yalancı şahitlik (suçlu uçurumdan atılır), hakimin rüşvet alması, üfürükçülük gibi suçlar bu suçlar arasındadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazı suçlar ise ilahların kutsal haklarına tecavüz şeklinde anlaşılır, suçlu toplum dışına itilerek (sürgün cezası), her türlü haklardan mahrum bırakılır, hatta herkes tarafından öldürülebilir idi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kişisel menfaatlere ve şahıslara yönelik suçlarda şahsi intikam usulü ön plandadır. Suçlu diyet ödemeyi kabul etmezse , zarar görene teslim edilir; O da göze göz, dişe diş şeklinde öcünü alır. (Kısasa kısas ilkesi) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hırsızlık suçu gece işlenirken hırsız yakalanırsa hırsız öldürülebilir. Daha hafif durumlarda hırsız verdiği zararı iki katı olarak öder. &lt;br /&gt;
Aile reisi babadır. Sorumluluğundaki bireylerin  hayat veya ölümlerine ilişkin bir baba hakimiyeti vardır. Bazı malların mülkiyetinin devren iktisabı için malın, tarafların, Roma vatandaşı olan ve baliğ (yetişkin, reşit) olan beş şahidin ve bir terazicinin hazır bulunması şart olup, şekle tabidir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18025</id>
		<title>Roma Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18025"/>
				<updated>2009-10-22T20:47:53Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Roma Hukuku ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ROMA HUKUKU&lt;br /&gt;
[[Hukuk_sistemleri|Hukuk sistemleri]] içinde çok önemli bir yer tutan Roma Hukuku [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] ve özel hukuk ayırımına dayanmaktadır. Beşeri bir sistem olarak İÖ 7. yüzyılda kurulan Roma İmparatorluğu'nda ve MS. 396'da ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğu’nda hüküm sürmüştür. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5. yüzyılda Justinanus, Corpus Juris Civilis denilen külliyatı toplamıştır. Kıta Avrupası ülkeleri hukuku bu külliyat temeline dayanmaktadır. MS 6. yüzyılda Justinianus Batı Roma İmparatorluğunu kaybettiği toprakları yeniden kazanmak ve Roma hukukunun bütün bu topraklarda eski saf haliyle uygulanmasını sağlamak amacıyla çalışmalar başlattı. Bu çalışmalar sonunda bir kanunlaştırma hareketi olan Corpus Iuris Civilis oluştu. Corpus Iuris Civilis 4 bölümden oluşmaktadır. Institiones, Digesta, Codex ve Novella. Institiones ve Digesta'da klasik dönem hukukçularının eserlerinin derlendiğini, Codex'te Iustinianus'a kadarki imparator emirnamelerini, külliyata daha sonradan eklenen Novella'da ise Iustinianus'un emirnamelerini görüyoruz. Glossator'ların (şerhçiler) çalışmaları çağdaş hukuka tesir etmiş, Roma Hukuku'na bağlı ülkelere &amp;quot;civil law&amp;quot; denilmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunun Devreleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukuku, başlangıcı Roma tarihinin ilk devirlerine kadar uzanan ve milâdî altıncı asırda Jüstinyen'in (Justinianus) kanunlarıyla nihayet bulan uzun bir gelişmenin mahsulüdür. Yani bu inkişafın takriben bin yıldan fazla sürmüş bir tarihi vardır. Bu uzun gelişme çağlarında mezkür hukuk ani değil, geçici inkılâp ve değişmelere uğramış, mütemadiyen şeklini değiştirmiştir. Öyle ki örneğin cumhuriyet ve prenslik devirlerinin hukuku, Jüstinyen hukukundan derin bir biçimde ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya Roma hukukundan ve bu hukukun modern hukuklar üzerindeki tesirinden bahsedildiği zaman daha çok son safhası (Jüstinyen hukuku) kast olunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma'nın başlangıcından (M.Ö. 754), milattan önce dördüncü asra kadar süren &amp;quot;eski hukuk devri&amp;quot;. Bazı müellifler bu devre &amp;quot;krallık devresi&amp;quot; demişlerdir. Bu devre hukukunda cezai hükümler çoktur. Hukukî münasebetlerin çoğu, muhtemelen menşeleri rahiplerin dinî hukuklarında bulunan cezai hükümlerin ve kanunların himayesine alınmıştır. Ancak cumhuriyet devrinden önce yazılı bir hukuk mevcut olmayıp teamül hukuku hakimdir. Bu sebeple de mevkür devreye ait bilgiler kesin değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
İkinci Pön harbinden (M.Ö. 200) Prensliğin kuruluşuna kadar devam eden devrede. (Bazılarına göre bu devre M.Ö. 509 yılında kralların kovulmasıyla başlar ve adına &amp;quot;cumhuriyet devri&amp;quot; denir.) hukuki ilişkileri düzenleyen eden üç tür [[Kanun|kanun]] ve hukuk kaynağı vardır: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a) [[Oniki levha kanunları]] , b) [[Halk meclisleri]] kanunları ve c) Pretor beyannameleri. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma Hukukunun Dünya Hukukuna Tesiri: Bugün yürürlükte bulunan hukuk sistemlerinin çoğunun kaynakları arasında Roma hukuku vardır. Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre ve dolayısıyla Türkiye gibi memleketlerde hususi hukuk kaidelerinin mühim bir kısmının kaynağını Roma hukuku teşkil etmektedir. Bu tesirin başlangıcı XII. asırda İtalya'da Bolonya Üniversitesindeki tedrisat ile olmuştur. Avrupa'nın çeşitli yerlerinden buraya akın eden talebe, okudukları ve öğrendikleri Roma hukuku mefhumlarını memleketlerine dönüp hâkim oldukları zaman tatbik etmekten çekinmiyorlardı. Bu kapitalist hukuk yeni zamanı hazırlayan ictimâî ve iktisadî şartlara uygun geliyordu. İşte bilhassa İtalya'da tahsil etmiş hukukçular vasıtasıyla Roma hukukunun Batı memleketlerine sirayet etmesine ve onlar tarafından kabul edilmesine &amp;quot;Roma Hukukunun iktibası (reception)&amp;quot; denmektedir. &lt;br /&gt;
Orta zamanların sonunda kendilerine &amp;quot;Roma İmparatoru&amp;quot; dedirten Alman İmparatorları XV ve XVI. asırda Roma hukukunu kül halinde kabul ettiler ve 1 Ocak 1900'de Alman Medenî Kanunu kabul edilinceye kadar mezkür hukuk yürürlükte kaldı. &lt;br /&gt;
Roma Hukuku Yunatistan'da da 1940 yılına kadar cari olmuştur. &lt;br /&gt;
Bugün Roma Hukuku hiçbir yerde doğrudan doğruya yürürlükte değildir. XIX. ve XX. yüzyılda Avrupa ve Avrupa harici devletler, hukukun çeşitli sahalarında millî kanunlar yapmışlardır. Ancak buralarda hususî hukukun [[Kanun|kanun]] ve kaideleri -memleketlere göre az veya çok olarak- Roma hukukundan gelmektedir. Güney ve Orta Amerika ile Asya ve Afrika'nın birçok devleti kanunlarını, Fransız, Alman ve İsviçre kanunlarını model alarak yaptıkları için Roma Hukuku mefhumları bu kanunlarda -dolaylı olarak- yaşamaktadır. &lt;br /&gt;
Bu sebeple birçok memleketin Hukuk Fakültelerinde Roma Hukuku kürsüleri vardır ve bu hukuk tedris edilmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[http://www.hukuki.net/modules.php?name=Encyclopedia&amp;amp;op=list_content&amp;amp;cid=2 Roma Hukuku Terimleri]&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18024</id>
		<title>Roma Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18024"/>
				<updated>2009-10-22T20:47:10Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Roma Hukuku ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ROMA HUKUKU&lt;br /&gt;
[[Hukuk_sistemleri|Hukuk sistemleri]] içinde çok önemli bir yer tutan Roma Hukuku [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] ve özel hukuk ayırımına dayanmaktadır. Beşeri bir sistem olarak İÖ 7. yüzyılda kurulan Roma İmparatorluğu'nda ve MS. 396'da ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğu’nda hüküm sürmüştür. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5. yüzyılda Justinanus, Corpus Juris Civilis denilen külliyatı toplamıştır. Kıta Avrupası ülkeleri hukuku bu külliyat temeline dayanmaktadır. MS 6. yüzyılda Justinianus Batı Roma İmparatorluğunu kaybettiği toprakları yeniden kazanmak ve Roma hukukunun bütün bu topraklarda eski saf haliyle uygulanmasını sağlamak amacıyla çalışmalar başlattı. Bu çalışmalar sonunda bir kanunlaştırma hareketi olan Corpus Iuris Civilis oluştu. Corpus Iuris Civilis 4 bölümden oluşmaktadır. Institiones, Digesta, Codex ve Novella. Institiones ve Digesta'da klasik dönem hukukçularının eserlerinin derlendiğini, Codex'te Iustinianus'a kadarki imparator emirnamelerini, külliyata daha sonradan eklenen Novella'da ise Iustinianus'un emirnamelerini görüyoruz. Glossator'ların (şerhçiler) çalışmaları çağdaş hukuka tesir etmiş, Roma Hukuku'na bağlı ülkelere &amp;quot;civil law&amp;quot; denilmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunun Devreleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukuku, başlangıcı Roma tarihinin ilk devirlerine kadar uzanan ve milâdî altıncı asırda Jüstinyen'in (Justinianus) kanunlarıyla nihayet bulan uzun bir gelişmenin mahsulüdür. Yani bu inkişafın takriben bin yıldan fazla sürmüş bir tarihi vardır. Bu uzun gelişme çağlarında mezkür hukuk ani değil, geçici inkılâp ve değişmelere uğramış, mütemadiyen şeklini değiştirmiştir. Öyle ki örneğin cumhuriyet ve prenslik devirlerinin hukuku, Jüstinyen hukukundan derin bir biçimde ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya Roma hukukundan ve bu hukukun modern hukuklar üzerindeki tesirinden bahsedildiği zaman daha çok son safhası (Jüstinyen hukuku) kast olunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma'nın başlangıcından (M.Ö. 754), milattan önce dördüncü asra kadar süren &amp;quot;eski hukuk devri&amp;quot;. Bazı müellifler bu devre &amp;quot;krallık devresi&amp;quot; demişlerdir. Bu devre hukukunda cezai hükümler çoktur. Hukukî münasebetlerin çoğu, muhtemelen menşeleri rahiplerin dinî hukuklarında bulunan cezai hükümlerin ve kanunların himayesine alınmıştır. Ancak cumhuriyet devrinden önce yazılı bir hukuk mevcut olmayıp teamül hukuku hakimdir. Bu sebeple de mevkür devreye ait bilgiler kesin değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
İkinci Pön harbinden (M.Ö. 200) Prensliğin kuruluşuna kadar devam eden devrede. (Bazılarına göre bu devre M.Ö. 509 yılında kralların kovulmasıyla başlar ve adına &amp;quot;cumhuriyet devri&amp;quot; denir.) hukuki ilişkileri düzenleyen eden üç tür [[Kanun|kanun]] ve hukuk kaynağı vardır: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a)On iki levha kanunları , b) Halk meclisleri kanunları ve c) Pretor beyannameleri. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma Hukukunun Dünya Hukukuna Tesiri: Bugün yürürlükte bulunan hukuk sistemlerinin çoğunun kaynakları arasında Roma hukuku vardır. Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre ve dolayısıyla Türkiye gibi memleketlerde hususi hukuk kaidelerinin mühim bir kısmının kaynağını Roma hukuku teşkil etmektedir. Bu tesirin başlangıcı XII. asırda İtalya'da Bolonya Üniversitesindeki tedrisat ile olmuştur. Avrupa'nın çeşitli yerlerinden buraya akın eden talebe, okudukları ve öğrendikleri Roma hukuku mefhumlarını memleketlerine dönüp hâkim oldukları zaman tatbik etmekten çekinmiyorlardı. Bu kapitalist hukuk yeni zamanı hazırlayan ictimâî ve iktisadî şartlara uygun geliyordu. İşte bilhassa İtalya'da tahsil etmiş hukukçular vasıtasıyla Roma hukukunun Batı memleketlerine sirayet etmesine ve onlar tarafından kabul edilmesine &amp;quot;Roma Hukukunun iktibası (reception)&amp;quot; denmektedir. &lt;br /&gt;
Orta zamanların sonunda kendilerine &amp;quot;Roma İmparatoru&amp;quot; dedirten Alman İmparatorları XV ve XVI. asırda Roma hukukunu kül halinde kabul ettiler ve 1 Ocak 1900'de Alman Medenî Kanunu kabul edilinceye kadar mezkür hukuk yürürlükte kaldı. &lt;br /&gt;
Roma Hukuku Yunatistan'da da 1940 yılına kadar cari olmuştur. &lt;br /&gt;
Bugün Roma Hukuku hiçbir yerde doğrudan doğruya yürürlükte değildir. XIX. ve XX. yüzyılda Avrupa ve Avrupa harici devletler, hukukun çeşitli sahalarında millî kanunlar yapmışlardır. Ancak buralarda hususî hukukun [[Kanun|kanun]] ve kaideleri -memleketlere göre az veya çok olarak- Roma hukukundan gelmektedir. Güney ve Orta Amerika ile Asya ve Afrika'nın birçok devleti kanunlarını, Fransız, Alman ve İsviçre kanunlarını model alarak yaptıkları için Roma Hukuku mefhumları bu kanunlarda -dolaylı olarak- yaşamaktadır. &lt;br /&gt;
Bu sebeple birçok memleketin Hukuk Fakültelerinde Roma Hukuku kürsüleri vardır ve bu hukuk tedris edilmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[http://www.hukuki.net/modules.php?name=Encyclopedia&amp;amp;op=list_content&amp;amp;cid=2 Roma Hukuku Terimleri]&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18023</id>
		<title>Roma Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Roma_Hukuku&amp;diff=18023"/>
				<updated>2009-10-22T20:38:29Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Roma Hukuku ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ROMA HUKUKU&lt;br /&gt;
[[Hukuk_sistemleri|Hukuk sistemleri]] içinde çok önemli bir yer tutan Roma Hukuku [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] ve özel hukuk ayırımına dayanmaktadır. Beşeri bir sistem olarak İÖ 7. yüzyılda kurulan Roma İmparatorluğu'nda ve MS. 396'da ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğu’nda hüküm sürmüştür. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5. yüzyılda Justinanus, Corpus Juris Civilis denilen külliyatı toplamıştır. Kıta Avrupası ülkeleri hukuku bu külliyat temeline dayanmaktadır. MS 6. yüzyılda Justinianus Batı Roma İmparatorluğunu kaybettiği toprakları yeniden kazanmak ve Roma hukukunun bütün bu topraklarda eski saf haliyle uygulanmasını sağlamak amacıyla çalışmalar başlattı. Bu çalışmalar sonunda bir kanunlaştırma hareketi olan Corpus Iuris Civilis oluştu. Corpus Iuris Civilis 4 bölümden oluşmaktadır. Institiones, Digesta, Codex ve Novella. Institiones ve Digesta'da klasik dönem hukukçularının eserlerinin derlendiğini, Codex'te Iustinianus'a kadarki imparator emirnamelerini, külliyata daha sonradan eklenen Novella'da ise Iustinianus'un emirnamelerini görüyoruz. Glossator'ların (şerhçiler) çalışmaları çağdaş hukuka tesir etmiş, Roma Hukuku'na bağlı ülkelere &amp;quot;civil law&amp;quot; denilmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukukunun Devreleri :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma hukuku, başlangıcı Roma tarihinin ilk devirlerine kadar uzanan ve milâdî altıncı asırda Jüstinyen'in (Justinianus) kanunlarıyla nihayet bulan uzun bir gelişmenin mahsulüdür. Yani bu inkişafın takriben bin yıldan fazla sürmüş bir tarihi vardır. Bu uzun gelişme çağlarında mezkür hukuk ani değil, tedricî inkılâp ve değişmelere uğramış, mütemadiyen şeklini değiştirmiştir. Öyle ki meselâ cumhuriyet ve prenslik devirlerinin hukuku, Jüstinyen hukukundan derin bir şekilde ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya Roma hukukundan ve bu hukukun modern hukuklar üzerindeki tesirinden bahsedildiği zaman daha çok son safhası (Jüstinyen hukuku) kast olunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma'nın başlangıcından (M.Ö. 754), milattan önce dördüncü asra kadar süren &amp;quot;eski hukuk devri&amp;quot;. Bazı müellifler bu devre &amp;quot;krallık devresi&amp;quot; demişlerdir. Bu devre hukukunda cezai hükümler çoktur. Hukukî münasebetlerin çoğu, muhtemelen menşeleri rahiplerin dinî hukuklarında bulunan cezai hükümlerin ve kanunların himayesine alınmıştır. Ancak cumhuriyet devrinden önce yazılı bir hukuk mevcut olmayıp teamül hukuku hakimdir. Bu sebeple de mevkür devreye ait bilgiler kesin değildir. &lt;br /&gt;
İkinci Pön harbinden (M.Ö. 200) Prensliğin kuruluşuna kadar devam eden devre. Bazılarına göre bu devre M.Ö. 509 yılında kralların kovulmasıyla başlar ve adına &amp;quot;cumhuriyet devri&amp;quot; denir. Bu devrede hukukî münasebetleri tanzim eden üç nevi [[Kanun|kanun]] ve hukuk kaynağı ile karşılaşıyoruz: On iki levha kanunu, halk meclisleri kanunları ve pretor beyannameleri. &lt;br /&gt;
On iki levha kanunu M.Ö. 452 yılında yazılı olmayan hukuku tedvin için halk tarafından seçilen on kişi iki yıl çalışarak on iki levhaya, hukukun bütün sahalarına ait maddeleri yazmışlar ve bunlar halk meclislerince kabul edilerek kanunlaşmıştır. Bronz veya tahta yahut da fildişinden olduğu söylenen levhalar Roma'nın en büyük meydanına (Forum Romanum) asıldı ise de 60 yıl sonra Galler'in Roma'yı yağmalamaları sırasında imha edilmiştir. Tarihçi ve hukukçuların naklettiği kısımlardan anlaşıldığına göre 12 Levha Kanunları iki gaye güdüyordu: &lt;br /&gt;
Siyasi gayesi: Asillerle halk arasında mü[[MK|mk]]ün olduğu kadar eşitlik sağlamak ve vatandaşları, idarecilerin keyfi davranışlarına karşı korumak. Ancak kanunlar bunu tam manasıyla gerçekleştirememiştir; o devirde asiller ile halk arasındaki evlenme yasağı devam etmektedir. &lt;br /&gt;
Hukuki gayesi: Eski teamül hukukunu toplayıp tespit etmek. &lt;br /&gt;
On iki Levha Kanunu ibtidâî bir hukuk seviyesini temsil etmektedir. Ayrıca umumiyetle Roma hukukuna hâkim olan &amp;quot;şekilcilik&amp;quot; karakteri burada da kendini göstermektedir. Bazı örnek hükümler: Bir kimse, kendisine borçlu olan vatandaşı hâkim (majistra) önüne götürür, borçlu borcunu ödeyemezse muayyen şekillere riayet ederek ona el kor, evine götürür ve zincire vurur. Muayyen zaman içinde yine ödeyemezse öldürebilir. Veya köle olarak satar. Alacaklı birden fazla ise borçlu, alacaklar nispetinde parçalara ayrılır. &lt;br /&gt;
Devlete ve ammeye karşı işlenen suçların çoğuna ölüm cezası verilir: Vatana ihanet, ana veya babayı öldürme, kundakçılık (suçlu kırbaçlanır, zincire vurulur, ateşle öldürülür), yalancı şahitlik (suçlu uçuruma atılır), hâkimin rüşvet alması, üfürükçülük bu suçlar arasındadır. &lt;br /&gt;
Bazı suçlar ilâhların mukaddes haklarına tecavüz şeklinde anlaşılır, suçlu cemiyet dışı ve her türlü haklardan mahrum bırakılır. Herkes tarafından öldürülebilir. &lt;br /&gt;
Hususî menfaatlere ve şahıslara yönelik suçlarda şahsî intikam usulü caridir. Diyeti kabul etmezse suçlu, zarar görene teslim edilir; o da göze göz, dişe diş şeklinde öcünü alır. &lt;br /&gt;
Hırsızlık gece olur, suçu işlerken yakalanırsa hırsız öldürülebilir. Daha hafif durumlarda hırsız yaptığı zararı iki misli ile öder. &lt;br /&gt;
Aile reisi babadır. Riyaseti altındakilerin hayat ve ölümlerine şamil bir baba hâkimiyeti vardır. Bazı malların mülkiyetinin devren iktisabı için malın, tarafların, beş şahidin (baliğ Roma vatandaşı) ve bir terazicinin hazır bulunması şarttır. Ve bir seri şeklî muamele cereyan eder. &lt;br /&gt;
Halk meclisleri Majistra'nın teklifi, çeşitli halk meclislerince kabul edilmekle [[Kanun|kanun]] hükmünü alırdı. On iki Levha Kanunları böyle kabul edilmiş ve daha sonra da bu şekilde birçok [[Kanun|kanun]] çıkarılmıştır. &lt;br /&gt;
Pretor beyannameleri Pretor bir nevi hâkimdir. M.Ö. 367 yılına kadar kazâî kuvvet, cumhuriyet devletinin en yüksek makamları olan Konsüllerin elinde idi. 367'de şehir dâhilindeki vatandaşların davaları ile meşgul olmak üzere pretorluk makamı ihdas edildi. &lt;br /&gt;
Pretor sadece bir hâkim ve adliye memuru değildi. Konsülün halefi olduğu için kaza sahasında Roma devletinin isteğini temsil ederdi. Bu sebeple hukuku inkişaf ettirmek vazifesi de ona aitti. &lt;br /&gt;
Önceleri On iki Levha Kanunu'na göre davacının iddiaları jüri tarafından dinlenir, haklı görüldüğü takdirde pretora düşen kanunu tatbik etmek, davalıyı mahkûm eylemekten ibaret olurdu. &lt;br /&gt;
Fakat devletin ve iktisadî şartların terakkisi neticesinde eski kanunlar hukukî hayatın tanzimi için kâfi olmaktan çıkmış; hüsnüniyete dayanan şekilsiz muameleler çoğalmıştı. Bunun üzerine &amp;quot;formül usulü&amp;quot; kabul edildi. Bu usule göre taraflar, anlaşmazlık halinde hâkimin kararına tâbi olmaya kendilerini icbar eden bir anlaşma akdediyorlardı. Hâkimi bağlayan bu anlaşma kısa bir formül şeklinde yazılıyordu. Pretor da her yıl riayet edeceği prensipleri beyaz bir levhaya yazarak ilân ediyordu ki buna beyanname manasında &amp;quot;edictum&amp;quot; deniyordu. Beyannamelerde yazılı prensip ile kaideler sonra gelen pretorlar tarafından da tatbik edilebilirdi. Bu şekilde, kanunlar ve teamüllerin yanında bir de pretor hukuku inkişaf etti. Bu hukuk, amme menfaati uğrunda medenî hukuku düzeltmek, ona yardım etmek, onun yerini tutmak üzere pretorlar tarafından konmuş hukuktur. &lt;br /&gt;
Umumiyetle pretorlar Roma hukukunu inkişaf ettirmiş, eski dar, şekilci, bazen zalim kaideler yerine daha ileri, insanî prensipler vazetmişlerdir. &lt;br /&gt;
Prenslik devrinden milâdî üçüncü asrın ortalarına kadar devam eden &amp;quot;klasik hukuk devri&amp;quot;. Bazı Roma hukukçularına göre bu devre M.Ö. 27 yılında Augustus ile başlayıp M. 284 yılında Diocletianus ile son bulan &amp;quot;pirenslik&amp;quot; devridir. Prenslik devrinde daha önceki hukuk kaynakları devam etmekle beraber bazı değişiklikler olmuş ve bu arada Senatus (ayan meclisi) kararları önemli rol oynamıştır. Sezar, Senatus ile mücadele edip onu nüfuzu altına aldığı halde evlâtlığı Augustus ona hürmet göstermiş ve muhafaza etmiştir. Senatus'un [[Kanun|kanun]] koyma selâliyeti yoktu, o bir istişare mercii idi. Fakat halk meclislerinin kabul ettiği kanunlar çok defa Senatus'dan gelen teklife uygun olurdu. Augustus ictimâî emellerini gerçekleştirmek için halk meclislerinden istifade etmiş, Roma cemiyetini bozulmaktan korumak maksadıyla evlenmeyi teşvik, köle azat etmeyi meneden kanunları buradan çıkarmıştır. &lt;br /&gt;
Bu devrede inkişaf eden bir hukuk kaynağı da imparator emirnameleridir. Devrin özelliği icabı pretorun salâhiyeti daralmış, imparatorların iktidar ve salâhiyeti artmış, emir ve beyanları [[Kanun|kanun]] mahiyetini iktisap etmiştir. &lt;br /&gt;
Yine bu devrede imparatorlar tarafından hukuk âlimlerine, hukuki sorulara cevap verme, açıklama... Salâhiyeti verilmiş, zamanla âlimlerin cevap ve açıklamaları [[Kanun|kanun]] hükmünü haiz olmuş, büyük hukukçular yetişmiş ve eserler vücuda getirilmiştir. &lt;br /&gt;
Klâsik hukuk edebiyatının birden sona ermesiyle başlayan ve Jüstinyen kanunlarıyla sona eren &amp;quot;Bizans&amp;quot; devri. Daha çok amme hukukunu nazar-ı itibare alanlara göre bu devre M. 284-565 yılları arasında geçer ve &amp;quot;aşağı imparatorluk devri&amp;quot; adını alır. Mutlak kırallık devrinde devletin idaresi tamamen hükümdarın eline geçtiği zaman onun herhangi bir hukukî faaliyeti, şekli ne olursa olsun [[Kanun|kanun]] hükmünü alıyordu. Hukukî lisanın eski ağır ve dar şekli [[Terk|terk]] ediliyor, vaka’ların münferit olarak halli, hukukun kanunlarla tanzimine tercih ediliyordu. Bunun sebebi kanunların pek çok ve dağınık oluşu idi. Yine bu sebeple kanunların toplanması faaliyetine girişildi. Birçok toplamalar ve tedvinler arasında en önemlisi İstanbul'da İmparator Jüstinyen tarafından yapılanıdır. İmparatorun emriyle I. ve III. asırda yaşamış olan 39 hukukçunun eserlerini 16 kişilik bir komisyon derlerdi. Bu mecmua 30.12.533 tarihinde mer'iyete girdi. Bundan önce ve sonra da önemli toplama ve derlemeler yapılarak mer'iyete kondu. Jüstinyen müdevvenatı dört kısımdan mürekkep olup hepsine birden &amp;quot;Corpus juris Civilis&amp;quot; denir ki &amp;quot;Medenî Hukuk Külliyatı' manasını ifade etmektedir. &lt;br /&gt;
565'ten 1453 yılına kadar devam eden &amp;quot;Bizans İmparatorluğu&amp;quot; devresi. Jüstinyen'in faaliyetiyle Roma hukukunun bin senelik inkişafı sona ermiştir. İmparatorluğun yıkılmasından sonra XI. asırdan itibaren kuzey İtalya'daki hukuk mektepleri mezkür müdevvenatı ele almış, okutmuş, işlemiş ve modern hukuk üzerindeki tesirini temin etmişlerdir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Roma Hukukunun Dünya Hukukuna Tesiri: Bugün yürürlükte bulunan hukuk sistemlerinin çoğunun kaynakları arasında Roma hukuku vardır. Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre ve dolayısıyla Türkiye gibi memleketlerde hususi hukuk kaidelerinin mühim bir kısmının kaynağını Roma hukuku teşkil etmektedir. Bu tesirin başlangıcı XII. asırda İtalya'da Bolonya Üniversitesindeki tedrisat ile olmuştur. Avrupa'nın çeşitli yerlerinden buraya akın eden talebe, okudukları ve öğrendikleri Roma hukuku mefhumlarını memleketlerine dönüp hâkim oldukları zaman tatbik etmekten çekinmiyorlardı. Bu kapitalist hukuk yeni zamanı hazırlayan ictimâî ve iktisadî şartlara uygun geliyordu. İşte bilhassa İtalya'da tahsil etmiş hukukçular vasıtasıyla Roma hukukunun Batı memleketlerine sirayet etmesine ve onlar tarafından kabul edilmesine &amp;quot;Roma Hukukunun iktibası (reception)&amp;quot; denmektedir. &lt;br /&gt;
Orta zamanların sonunda kendilerine &amp;quot;Roma İmparatoru&amp;quot; dedirten Alman İmparatorları XV ve XVI. asırda Roma hukukunu kül halinde kabul ettiler ve 1 Ocak 1900'de Alman Medenî Kanunu kabul edilinceye kadar mezkür hukuk yürürlükte kaldı. &lt;br /&gt;
Roma Hukuku Yunatistan'da da 1940 yılına kadar cari olmuştur. &lt;br /&gt;
Bugün Roma Hukuku hiçbir yerde doğrudan doğruya yürürlükte değildir. XIX. ve XX. yüzyılda Avrupa ve Avrupa harici devletler, hukukun çeşitli sahalarında millî kanunlar yapmışlardır. Ancak buralarda hususî hukukun [[Kanun|kanun]] ve kaideleri -memleketlere göre az veya çok olarak- Roma hukukundan gelmektedir. Güney ve Orta Amerika ile Asya ve Afrika'nın birçok devleti kanunlarını, Fransız, Alman ve İsviçre kanunlarını model alarak yaptıkları için Roma Hukuku mefhumları bu kanunlarda -dolaylı olarak- yaşamaktadır. &lt;br /&gt;
Bu sebeple birçok memleketin Hukuk Fakültelerinde Roma Hukuku kürsüleri vardır ve bu hukuk tedris edilmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[http://www.hukuki.net/modules.php?name=Encyclopedia&amp;amp;op=list_content&amp;amp;cid=2 Roma Hukuku Terimleri]&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Islam_Hukuku&amp;diff=18022</id>
		<title>Islam Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Islam_Hukuku&amp;diff=18022"/>
				<updated>2009-10-22T20:29:55Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Islam hukuku ve Islamda hukuk bölümü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Hukuk_sistemleri|Hukuk sistemleri]] içinde İslam Hukuku ( Şeriat - Şer'i hukuk ) :&lt;br /&gt;
Şeriat, Arapça kökenli bir sözcük olup; &amp;quot;yol; mezhep; metod; âdet; insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol&amp;quot; anlamına gelir. İslam dinindeki terimsel anlamı ise &amp;quot;ilâhî emir ve yasaklar toplamı&amp;quot;, &amp;quot;İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın ayetleri, İslam'ın son peygamberi olan Muhammed'in söz ve fiilleri (sünnet/hadis) ve İslâm bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları hususlara dayanan ilâhî [[Kanun|kanun]]&amp;quot;dur. Bu açıdan anlam olarak din terimine benzeyen şeriat teriminin din teriminden farklılığı kullanım şeklindedir. Zira şeriat, &amp;quot;dinin insan eylemlerine (amel) ilişkin hükümlerinin bütünü&amp;quot;, &amp;quot;dinin dışa yansıyan görüntüsü ve dünya ile ilgili hükümlerinin tamamı&amp;quot;, &amp;quot;İslam Hukuku&amp;quot; gibi anlamlar için kullanılmaktadır. Kısaca dini hükümlerin bütünü ve dinin dünyevi ve maddi yönü olarak tanımlanabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şeriat sözcüğü şer' (الشر ع) sözcüğü ile aynı kökten gelmektedir. Bu sözcük beyan etmek anlamında olup, şeriat koymak manasında da kullanılır. Şeriat koyana &amp;quot;Şâri'&amp;quot;denir. İslam dininine göre tek şâri' yani şeriat koyucu (yani kural/hukuk koyucu) Allah'dır. Allah'a bundan dolayı &amp;quot;Şâri-i Hakim&amp;quot; veya &amp;quot;Şâri-i Mübîn&amp;quot; denildiği de olur. Ayrıca, İslam dininde peygamberler Allah'ın hükümlerini yani şeriatını ortaya koydukları ve insanlara haber verdikleri nedeniyle şari olarak anılabilirler. Şeriat sözcüğünün çoğulu &amp;quot;şerâyi&amp;quot;dir.&lt;br /&gt;
Şerîat kelimesi diğer kanunlar için de kullanılabilir. &amp;quot;Musa'nın şeriatı&amp;quot;, &amp;quot;Zerdüşt şeriatı&amp;quot; gibi. Kelimenin terim anlamı Mekke'de inen şu âyette görülür: &amp;quot;Sonra seni bu işte apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy. Hakkı bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma&amp;quot; (el-Câsiye, 45/18). İslam inancına göre son peygamber olarak kabul edilen Muhammed'den önce de birçok peygamber gelmiştir, bu peygamberlerin çoğunun Allah tarafından yeni bir şeriat yani [[Kanun|kanun]] bütünü ile gönderildiğine inanılır, Muhammed'in getirdiği şeriat ta önceki şeriatların bir devamı ve tamamlayıcısı niteliğindedir. Bu İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın şu ayetinde görülebilir: &amp;quot;Allah dini doğru tutmanız ve onda ayrılığa düşmemeniz hususunda Nuh'a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiyede bulunduğumuz dinle ilgili hususları size şerîat olarak koydu” (eş-Şûrâ, 42/13). &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Islam hukuku 3 ana bölümden oluşur;&lt;br /&gt;
Klasik İslam hukuku (fıkıh) alimleri, şeriatı üç ana bölümde incelemiştir: İbadetler, muameleler ve [[Ceza_Hukuku|ceza hukuku]].&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İbadetler : İbadet İslam'da, genel olarak Allah'ın hoşnut ve razı olduğu her çeşit eylemi kapsamına alır. Özel anlamda ise, âyet ve hadislerde özel şekil ve şartları belirlenen ibadetlerin uygulanması kastedilir. Namaz, oruç, hac, zekât ve kurban İslam'daki ibadete örnek olarak verilebilir.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Muameleler : İnsanlar arasında medenî, ticarî, ekonomik ve sosyal bütün ilişkileri, insanların devletle ve devletlerin de birbirleriyle münasebetleri bu bölümde yer alır. İslam dini doğumdan ölüme kadar evlenme, [[Boşanma|boşanma]], nafaka, velâyet, vekâlet, vesâyet, miras, alış-veriş gibi toplum hayatının gereği olan tüm medenî muâmelelere ve hatta devletler hukukuna ait hükümler getirmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Ceza_Hukuku|Ceza hukuku]] : İslam şeriatının kullanımda olduğu bir İslam ülkesinde, İslam dininin emir ve yasaklarına uymayan ve/veya toplumsal düzeni bozmaya çalışan kimselere karşı verilecek bedeni, mali veya caydırıcı bazı cezai hükümleri kapsar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''İslam Hukukunun Kaynakları''' &lt;br /&gt;
Islam hukuku temelde 4 delile dayanır. Bunlar Şer'i deliller olarak da anılan: Kitap Kur'an, Sünnet, İcmâ' ve Kıyas'tır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Kur'an'ın içerdiği hükümler :'''&lt;br /&gt;
Sünnet, (İslam'ın son peygamberi Muhammed'in söz ve fiilleri) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İcmâ' (İslam bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları konular) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kıyas, (birbirine benzeyen meselelerin hükümlerinde de benzerlik bulunması)&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Fakat azınlıktaki bazı İslam hukuku bilginleri bu dört temel delilden İcma ve Kıyas'ı kabul etmemişlerdir; Zahiri mezhebi gibi. Bir hükmün İslami nitelik taşıması bu kaynaklardan birisine dayanmasına bağlıdır. Şerîat hükümleri Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastan başka fer'î deliller adı verilen maslahat (toplum yararı), örf ve adet, İslam'dan önceki şeriatlar (Şer'ü men kablena), Sahabe görüşleri (Sahabi kavli) gibi delillere dayanılarak müctehitlerce bir sistem halinde açıklanmıştır. İslam dininin en önemli İslam hukuku bilginlerinden olan; Ebû Hanîfe (ö. 767), Şâfiî (ö. 819), Mâlik b. Enes (ö.795) ve Ahmed b. Hanbel (ö. 855)'in temsil ettiği İslam hukuku (fıkıh) ekolleri şer'î hükümleri bir bütünlük içinde sistemleştirmişlerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrıca bakınız http://islam.hukuku.net/&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Islam_Hukuku&amp;diff=18021</id>
		<title>Islam Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Islam_Hukuku&amp;diff=18021"/>
				<updated>2009-10-22T20:28:54Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Islam hukuku ve Islamda hukuk bölümü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Hukuk_sistemleri|Hukuk sistemleri]] içinde İslam Hukuku ( Şeriat - Şer'i hukuk ) :&lt;br /&gt;
Şeriat, Arapça kökenli bir sözcük olup; &amp;quot;yol; mezhep; metod; âdet; insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol&amp;quot; anlamına gelir. İslam dinindeki terimsel anlamı ise &amp;quot;ilâhî emir ve yasaklar toplamı&amp;quot;, &amp;quot;İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın ayetleri, İslam'ın son peygamberi olan Muhammed'in söz ve fiilleri (sünnet/hadis) ve İslâm bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları hususlara dayanan ilâhî [[Kanun|kanun]]&amp;quot;dur. Bu açıdan anlam olarak din terimine benzeyen şeriat teriminin din teriminden farklılığı kullanım şeklindedir. Zira şeriat, &amp;quot;dinin insan eylemlerine (amel) ilişkin hükümlerinin bütünü&amp;quot;, &amp;quot;dinin dışa yansıyan görüntüsü ve dünya ile ilgili hükümlerinin tamamı&amp;quot;, &amp;quot;İslam Hukuku&amp;quot; gibi anlamlar için kullanılmaktadır. Kısaca dini hükümlerin bütünü ve dinin dünyevi ve maddi yönü olarak tanımlanabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şeriat sözcüğü şer' (الشر ع) sözcüğü ile aynı kökten gelmektedir. Bu sözcük beyan etmek anlamında olup, şeriat koymak manasında da kullanılır. Şeriat koyana &amp;quot;Şâri'&amp;quot;denir. İslam dininine göre tek şâri' yani şeriat koyucu (yani kural/hukuk koyucu) Allah'dır. Allah'a bundan dolayı &amp;quot;Şâri-i Hakim&amp;quot; veya &amp;quot;Şâri-i Mübîn&amp;quot; denildiği de olur. Ayrıca, İslam dininde peygamberler Allah'ın hükümlerini yani şeriatını ortaya koydukları ve insanlara haber verdikleri nedeniyle şari olarak anılabilirler. Şeriat sözcüğünün çoğulu &amp;quot;şerâyi&amp;quot;dir.&lt;br /&gt;
Şerîat kelimesi diğer kanunlar için de kullanılabilir. &amp;quot;Musa'nın şeriatı&amp;quot;, &amp;quot;Zerdüşt şeriatı&amp;quot; gibi. Kelimenin terim anlamı Mekke'de inen şu âyette görülür: &amp;quot;Sonra seni bu işte apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy. Hakkı bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma&amp;quot; (el-Câsiye, 45/18). İslam inancına göre son peygamber olarak kabul edilen Muhammed'den önce de birçok peygamber gelmiştir, bu peygamberlerin çoğunun Allah tarafından yeni bir şeriat yani [[Kanun|kanun]] bütünü ile gönderildiğine inanılır, Muhammed'in getirdiği şeriat ta önceki şeriatların bir devamı ve tamamlayıcısı niteliğindedir. Bu İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın şu ayetinde görülebilir: &amp;quot;Allah dini doğru tutmanız ve onda ayrılığa düşmemeniz hususunda Nuh'a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiyede bulunduğumuz dinle ilgili hususları size şerîat olarak koydu” (eş-Şûrâ, 42/13). &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Islam hukuku 3 ana bölümden oluşur;&lt;br /&gt;
Klasik İslam hukuku (fıkıh) alimleri, şeriatı üç ana bölümde incelemiştir: İbadetler, muameleler ve [[Ceza_Hukuku|ceza hukuku]].&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İbadetler : İbadet İslam'da, genel olarak Allah'ın hoşnut ve razı olduğu her çeşit eylemi kapsamına alır. Özel anlamda ise, âyet ve hadislerde özel şekil ve şartları belirlenen ibadetlerin uygulanması kastedilir. Namaz, oruç, hac, zekât ve kurban İslam'daki ibadete örnek olarak verilebilir.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Muameleler : İnsanlar arasında medenî, ticarî, ekonomik ve sosyal bütün ilişkileri, insanların devletle ve devletlerin de birbirleriyle münasebetleri bu bölümde yer alır. İslam dini doğumdan ölüme kadar evlenme, [[Boşanma|boşanma]], nafaka, velâyet, vekâlet, vesâyet, miras, alış-veriş gibi toplum hayatının gereği olan tüm medenî muâmelelere ve hatta devletler hukukuna ait hükümler getirmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Ceza_Hukuku|Ceza hukuku]] : İslam şeriatının kullanımda olduğu bir İslam ülkesinde, İslam dininin emir ve yasaklarına uymayan ve/veya toplumsal düzeni bozmaya çalışan kimselere karşı verilecek bedeni, mali veya caydırıcı bazı cezai hükümleri kapsar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''İslam Hukukunun Kaynakları''' &lt;br /&gt;
Islam hukuku temelde 4 delile dayanır. Bunlar Şer'i deliller olarak da anılan: Kitap Kur'an, Sünnet, İcmâ' ve Kıyas'tır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Kur'an'ın içerdiği hükümler :'''&lt;br /&gt;
Sünnet, (İslam'ın son peygamberi Muhammed'in söz ve fiilleri) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İcmâ' (İslam bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları konular) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kıyas, (birbirine benzeyen meselelerin hükümlerinde de benzerlik bulunması)&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Fakat azınlıktaki bazı İslam hukuku bilginleri bu dört temel delilden İcma ve Kıyas'ı kabul etmemişlerdir; Zahiri mezhebi gibi. Bir hükmün İslami nitelik taşıması bu kaynaklardan birisine dayanmasına bağlıdır. Şerîat hükümleri Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastan başka fer'î deliller adı verilen maslahat (toplum yararı), örf ve adet, İslam'dan önceki şeriatlar (Şer'ü men kablena), Sahabe görüşleri (Sahabi kavli) gibi delillere dayanılarak müctehitlerce bir sistem halinde açıklanmıştır. İslam dininin en önemli İslam hukuku bilginlerinden olan; Ebû Hanîfe (ö. 767), Şâfiî (ö. 819), Mâlik b. Enes (ö.795) ve Ahmed b. Hanbel (ö. 855)'in temsil ettiği İslam hukuku (fıkıh) ekolleri şer'î hükümleri bir bütünlük içinde sistemleştirmişlerdir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Uluslararas%C4%B1_Hukuk&amp;diff=18020</id>
		<title>Uluslararası Hukuk</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Uluslararas%C4%B1_Hukuk&amp;diff=18020"/>
				<updated>2009-10-22T20:25:17Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Uluslararası hukuk ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukuk bir devletin diğer bir devlet/devletler ile VEYA bir devletin uluslararası örgütler ile ilişkilerini düzenleyen [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] dalıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vatandaşlar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarına &amp;quot;iç hukuk&amp;quot; denir. Bir devletin diğer devletler ile veya uluslararası örgütler ile ilişkilerini düzenleyen kurallar ise &amp;quot;dış hukuk&amp;quot; denilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İç hukukta devlet bireye üstün bir iradeye sahiptir. Ancak uluslararası hukukta devlet gibi üstün bir iradeye sahip, yani devletlerin bağlı olacakları ve bunları uygulayacak bir otorite yoktur. Uluslararası hukukta ise devletler arasında eşitlik prensibi geçerlidir. Uluslararası toplum, eşit ve egemen devletlerin yan yana olduğu bir sistemdir. Bu sistemde, eşit ve egemen devletlerin yan yana olması, hem ayırt edici, hem de zayıf olan özelliğidir. Kuvvetler ayrılığı prensibi olmaması bu sistemi güçsüz kılar. Kuralları oluşturan, uygulayan ve yorumunu yapan varlıklar, eşit ve egemen devletlerdir.  Birbirine eşit ve egemen varlıklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarının kaynağı olarak bir üst organ yoktur. Bu sistemde kuralları yaratan ile ona tabi olacak olanlar aynıdır. &lt;br /&gt;
Milletlerarası toplumda devletteki gibi merkezileşme yoktur. Teşkilattan yoksun bir yapı sergiler. Yasama işlevi, devletler tarafından gerçekleştirilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Uluslararası hukukun kaynakları'''; Andlaşmalar, örf ve adet hukuku, hukukun genel prensipleri, içtihatlar ve doktrindir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukuku hakkında aşağıdaki terimler ileride incelenecektir:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukukun kaynakları ,&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Uluslararası hukukta taraflar , &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukukun yer bakımından uygulama kuralları, ( kara, deniz, hava ülkesi, devletlerin tanınması, devletlerin halefiyeti, diplomasi ilişkileri, sorumluluk, uyuşmazlıkların çözümü, kuvvet kullanma hakkı, sıcak takip... )&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ulusal ve Uluslararası [[Hukuk_sistemleri|hukuk sistemleri]] .&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukuk Mevzuatı : &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* [http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?category=72 Uluslararası Hukuk ve Uluslararası Ceza Hukuku]&lt;br /&gt;
* [http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=2301 Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında 5718 Sayılı kanun]&lt;br /&gt;
* [[Tanıma_Ve_Tenfiz|Tanıma ve Tenfiz]] davaları.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&amp;lt;rss&amp;gt;http://www.hukuki.net/forum/external.php?forumids=30|long|max=5&amp;lt;/rss&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Uluslararas%C4%B1_Hukuk&amp;diff=18019</id>
		<title>Uluslararası Hukuk</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Uluslararas%C4%B1_Hukuk&amp;diff=18019"/>
				<updated>2009-10-22T20:24:37Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Uluslararası hukuk ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukuk bir devletin diğer bir devlet/devletler ile VEYA bir devletin uluslararası örgütler ile ilişkilerini düzenleyen [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] dalıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vatandaşlar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarına &amp;quot;iç hukuk&amp;quot; denir. Bir devletin diğer devletler ile veya uluslararası örgütler ile ilişkilerini düzenleyen kurallar ise &amp;quot;dış hukuk&amp;quot; denilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İç hukukta devlet bireye üstün bir iradeye sahiptir. Ancak uluslararası hukukta devlet gibi üstün bir iradeye sahip, yani devletlerin bağlı olacakları ve bunları uygulayacak bir otorite yoktur. Uluslararası hukukta ise devletler arasında eşitlik prensibi geçerlidir. Uluslararası toplum, eşit ve egemen devletlerin yan yana olduğu bir sistemdir. Bu sistemde, eşit ve egemen devletlerin yan yana olması, hem ayırt edici, hem de zayıf olan özelliğidir. Kuvvetler ayrılığı prensibi olmaması bu sistemi güçsüz kılar. Kuralları oluşturan, uygulayan ve yorumunu yapan varlıklar, eşit ve egemen devletlerdir.  Birbirine eşit ve egemen varlıklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarının kaynağı olarak bir üst organ yoktur. Bu sistemde kuralları yaratan ile ona tabi olacak olanlar aynıdır. &lt;br /&gt;
Milletlerarası toplumda devletteki gibi merkezileşme yoktur. Teşkilattan yoksun bir yapı sergiler. Yasama işlevi, devletler tarafından gerçekleştirilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Uluslararası hukukun kaynakları'''; Andlaşmalar, örf ve adet hukuku, hukukun genel prensipleri, içtihatlar ve doktrindir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukuku hakkında aşağıdaki terimler ileride incelenecektir:&lt;br /&gt;
Uluslararası hukukun kaynakları , &lt;br /&gt;
Uluslararası hukukta taraflar , &lt;br /&gt;
Uluslararası hukukun yer bakımından uygulama kuralları, ( kara, deniz, hava ülkesi, devletlerin tanınması, devletlerin halefiyeti, diplomasi ilişkileri, sorumluluk, uyuşmazlıkların çözümü, kuvvet kullanma hakkı, sıcak takip... )&lt;br /&gt;
Uluslar [[Hukuk_sistemleri|hukuk sistemleri]] .&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukuk Mevzuatı : &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* [http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?category=72 Uluslararası Hukuk ve Uluslararası Ceza Hukuku]&lt;br /&gt;
* [http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=2301 Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında 5718 Sayılı kanun]&lt;br /&gt;
* [[Tanıma_Ve_Tenfiz|Tanıma ve Tenfiz]] davaları.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&amp;lt;rss&amp;gt;http://www.hukuki.net/forum/external.php?forumids=30|long|max=5&amp;lt;/rss&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Islam_Hukuku&amp;diff=18018</id>
		<title>Islam Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Islam_Hukuku&amp;diff=18018"/>
				<updated>2009-10-22T20:23:14Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Islam hukuku ve Islamda hukuk bölümü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İslam Hukuku ( Şeriat )&lt;br /&gt;
Şeriat, Arapça kökenli bir sözcük olup; &amp;quot;yol; mezhep; metod; âdet; insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol&amp;quot; anlamına gelir. İslam dinindeki terimsel anlamı ise &amp;quot;ilâhî emir ve yasaklar toplamı&amp;quot;, &amp;quot;İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın âyetleri, İslam'ın son peygamberi olan Muhammed'in söz ve fiilleri (sünnet/hadis) ve İslâm bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları hususlara dayanan ilâhî [[Kanun|kanun]]&amp;quot;dur. Bu açıdan anlam olarak din terimine benzeyen şeriat teriminin din teriminden farklılığı kullanım şeklindedir. Zira şeriat, &amp;quot;dinin insan eylemlerine (amel) ilişkin hükümlerinin bütünü&amp;quot;, &amp;quot;dinin dışa yansıyan görüntüsü ve dünya ile ilgili hükümlerinin tamamı&amp;quot;, &amp;quot;İslam Hukuku&amp;quot; gibi anlamlar için kullanılmaktadır. Kısaca dini hükümlerin bütünü ve dinin dünyevi ve maddi yönü olarak tanımlanabilir.&lt;br /&gt;
Şeriat sözcüğü şer' (الشر ع) sözcüğü ile aynı kökten gelmektedir. Bu sözcük beyan etmek anlamında olup, şeriat koymak manasında da kullanılır. Şeriat koyana &amp;quot;Şâri'&amp;quot;denir. İslam dininine göre tek şâri' yani şeriat koyucu (yani kural/hukuk koyucu) Allah'dır. Allah'a bundan dolayı &amp;quot;Şâri-i Hâkim&amp;quot; veya &amp;quot;Şâri-i Mübîn&amp;quot; denildiği de olur. Ayrıca, İslam dininde peygamberler Allah'ın hükümlerini yani şeriatını ortaya koydukları ve insanlara haber verdikleri nedeniyle şari olarak anılabilirler. Şeriat sözcüğünün çoğulu &amp;quot;şerâyi&amp;quot;dir.&lt;br /&gt;
Şerîat kelimesi diğer kanunlar için de kullanılabilir. &amp;quot;Musa'nın şerîatı&amp;quot;, &amp;quot;Zerdüşt şerîatı&amp;quot; gibi. Kelimenin terim anlamı Mekke'de inen şu âyette görülür: &amp;quot;Sonra seni bu işte apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy. Hakkı bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma&amp;quot; (el-Câsiye, 45/18). İslam inancına göre son peygamber olarak kabul edilen Muhammed'den önce de birçok peygamber gelmiştir, bu peygamberlerin çoğunun Allah tarafından yeni bir şeriat yani [[Kanun|kanun]] bütünü ile gönderildiğine inanılır, Muhammed'in getirdiği şeriat ta önceki şeriatların bir devamı ve tamamlayıcısı niteliğindedir. Bu İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın şu ayetinde görülebilir: &amp;quot;Allah dini doğru tutmanız ve onda ayrılığa düşmemeniz hususunda Nuh'a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiyede bulunduğumuz dinle ilgili hususları size şerîat olarak koydu” (eş-Şûrâ, 42/13). &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Islam hukuku 3 ana bölümden oluşur;&lt;br /&gt;
Klasik İslam hukuku (fıkıh) alimleri, şeriatı üç ana bölümde incelemiştir: İbadetler, muameleler ve [[Ceza_Hukuku|ceza hukuku]].&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İbadetler : İbadet İslam'da, genel olarak Allah'ın hoşnut ve razı olduğu her çeşit eylemi kapsamına alır. Özel anlamda ise, âyet ve hadislerde özel şekil ve şartları belirlenen ibadetlerin uygulanması kastedilir. Namaz, oruç, hac, zekât ve kurban İslam'daki ibadete örnek olarak verilebilir.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Muameleler : İnsanlar arasında medenî, ticarî, ekonomik ve sosyal bütün ilişkileri, insanların devletle ve devletlerin de birbirleriyle münasebetleri bu bölümde yer alır. İslam dini doğumdan ölüme kadar evlenme, [[Boşanma|boşanma]], nafaka, velâyet, vekâlet, vesâyet, miras, alış-veriş gibi toplum hayatının gereği olan tüm medenî muâmelelere ve hatta devletler hukukuna ait hükümler getirmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Ceza_Hukuku|Ceza hukuku]] : İslam şeriatının kullanımda olduğu bir İslam ülkesinde, İslam dininin emir ve yasaklarına uymayan ve/veya toplumsal düzeni bozmaya çalışan kimselere karşı verilecek bedeni, mali veya caydırıcı bazı cezai hükümleri kapsar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İslam Hukukunun Kaynakları &lt;br /&gt;
Islam hukuku temelde 4 delile dayanır. Bunlar Şer'i deliller olarak da anılan: Kitap Kur'an, Sünnet, İcmâ' ve Kıyas'tır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur'an, içerdiği hükümler) &lt;br /&gt;
Sünnet, (İslam'ın son peygamberi Muhammed'in söz ve fiilleri) &lt;br /&gt;
İcmâ' (İslam bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları konular) &lt;br /&gt;
Kıyas, (birbirine benzeyen meselelerin hükümlerinde de benzerlik bulunması) &lt;br /&gt;
Fakat azınlıktaki bazı İslam hukuku bilginleri bu dört temel delilden İcmâ' ve Kıyas'ı kabul etmemişlerdir; Zahiri mezhebi gibi. Bir hükmün İslami nitelik taşıması bu kaynaklardan birisine dayanmasına bağlıdır. Şerîat hükümleri Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastan başka fer'î deliller adı verilen maslahat (toplum yararı), örf ve adet, İslam'dan önceki şeriatlar (Şer'ü men kablena), Sahabe görüşleri (Sahabi kavli) gibi delillere dayanılarak müctehitlerce bir sistem halinde açıklanmıştır. İslam dininin en önemli İslam hukuku bilginlerinden olan; Ebû Hanîfe (ö. 767), Şâfiî (ö. 819), Mâlik b. Enes (ö.795) ve Ahmed b. Hanbel (ö. 855)'in temsil ettiği İslam hukuku (fıkıh) ekolleri şer'î hükümleri bir bütünlük içinde sistemleştirmişlerdir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Hukuk_sistemleri&amp;diff=18017</id>
		<title>Hukuk sistemleri</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Hukuk_sistemleri&amp;diff=18017"/>
				<updated>2009-10-22T20:18:23Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;'''Hukuk Sistemleri'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
''Hukuk bilimi gelişiminde tarih içinde toplumsal zorunluluklar ve normlardan oluşan bazı sistemler ortaya çıkmıştır. Başlıca hukuk sistemleri ve çeşitleri :''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] sistemi :&lt;br /&gt;
Kara Avrupası ülkelerinin uyguladığı bu sistem Türkiye'nin de uyguladığı bir sistemdir. Latin hukukuna dayanan bu sistemde hukuk, öncelikli olarak vatandaşlar arasındaki ilişkileri düzenlemektedir.Bu nedenle [[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] sisteminde [[Medeni_Hukuk|Medeni Hukuk]] diğer sistemlere göre çok daha ileri seviyededir. [[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] sistemlerinde hukuk; özel hukuk ve [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] olarak ikiye ayrılır. Kıta Avrupası sistemlerinde hukuku yasakoyucu yapar. İçtihatlar (Yargı kararları) tamamlayıcı normlardır. Bu tür sistemlerin ingilizce karşılığı Continental law dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ortak hukuk sistemi :&lt;br /&gt;
Anglo-Sakson (İngiliz ve Amerikan) ülkelerinde uygulanan hukuk sistemidir. 11.ci yüzyılda İngiltere'de gelişmiştir.Roma hukuk sistemi gibi hukuku bölümlere ayırmaz.Hukuk yaratıcısı olarak yargıçları görürler. Bu nedenle yargıçlar ( içtihat ) hukuku da demek mü[[MK|mk]]ündür. Ortak hukuk sisteminde gelişme ve teknolojinin getirdiği yenilikler ve yeni gelişmeler nedeni ile zaman içinde ortaya çıkan eksiklikler (boşluklar)çıkarılan kanunlar ile giderilmeye çalışılmıştır. Bu tip sistemlere Hukuk fakültelerinde ingilizce karşıkık olarak Common law adı verilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Islam_Hukuku|Islam hukuku]] sistemi :&lt;br /&gt;
İslam hukuk sistemi dinsel prensiplere dayanır. Hukukun yaratıcısı olarak Kur'an görülür. Bazı eksikliklerde Peygamberin sözleri ve davranışları (Sünnet) dikkate alınır. Kıyas (analoji) ve İcma (mahkeme içtihatları ve bilimadamlarının görüşleri) hukukun oluşumunda önemli paya sahiptir. &lt;br /&gt;
İslam Hukuku'nda içtihat yolu açık olmakla birlikte, yoğun görüş ayrılıklarını da beraberinde getirebileceği düşünülerek içtihat etmeme yolu benimsenmiş, kabul edilen 4 imama uygun hareket etme yolu tercih edilmiştir.&lt;br /&gt;
Osmanlı Imparatorluğu 'nda da uygulanan İslam hukuku sistemi 1926 yılında çıkarılan Medeni [[Kanun|Kanun]] ile Türkiye'de sona ermiştir, [[Roma_Hukuku|Roma hukuku]] sistemi benimsenerek [[Medeni_Hukuk|Medeni hukuk]] yolu seçilmiştir.&lt;br /&gt;
Günümüzde İslami kuralların uygulandığı ülkeler olsa da hukuk olarak İslam Hukukunu uygulayan herhangi bir ülke yoktur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Sosyalist hukuk sistemi''' :&lt;br /&gt;
Sosyalist hukuk sistemi Rusya komünist devriminden sonra sosyalist ülkeler tarafından tercih edilen sistemlerdir. Ekseriyetle ekonomik koşullara dayanır. En önemli prensibi mülkiyet hakkının bireylere değil, topluma ait olmasıdır. Kişiler arasındaki özel hukuktan çok toplum çıkarları düzenlenmiş ve öncelikli olarak bunlar gözetilmiştir. Bununla birlikte Marksist ve Leninist düşünceye göre sosyalist hukuk geçici bir durum olup, toplumu düzenlemek amacını taşısa da toplum komünist düzene geçtiği zaman yaptırıma dayanan bir hukuk sistemine gerek kalmayacaktır. Sosyalist hukuk sistemi Avrupa 'da Komünizmin çökmesinden sonra olumsuz yönde etkilenmiştir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Uluslararas%C4%B1_Hukuk&amp;diff=18016</id>
		<title>Uluslararası Hukuk</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Uluslararas%C4%B1_Hukuk&amp;diff=18016"/>
				<updated>2009-10-22T20:16:06Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Uluslararası hukuk ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukuk bir devletin diğer bir devlet/devletler ile VEYA bir devletin uluslararası örgütler ile ilişkilerini düzenleyen [[Kamu_Hukuku|kamu hukuku]] dalıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vatandaşlar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarına &amp;quot;iç hukuk&amp;quot; denir. Bir devletin diğer devletler ile veya uluslararası örgütler ile ilişkilerini düzenleyen kurallar ise &amp;quot;dış hukuk&amp;quot; denilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İç hukukta devlet bireye üstün bir iradeye sahiptir. Ancak uluslararası hukukta devlet gibi üstün bir iradeye sahip, yani devletlerin bağlı olacakları ve bunları uygulayacak bir otorite yoktur. Uluslararası hukukta ise devletler arasında eşitlik prensibi geçerlidir. Uluslararası toplum, eşit ve egemen devletlerin yan yana olduğu bir sistemdir. Bu sistemde, eşit ve egemen devletlerin yan yana olması, hem ayırt edici, hem de zayıf olan özelliğidir. Kuvvetler ayrılığı prensibi olmaması bu sistemi güçsüz kılar. Kuralları oluşturan, uygulayan ve yorumunu yapan varlıklar, eşit ve egemen devletlerdir.  Birbirine eşit ve egemen varlıklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarının kaynağı olarak bir üst organ yoktur. Bu sistemde kuralları yaratan ile ona tabi olacak olanlar aynıdır. &lt;br /&gt;
Milletlerarası toplumda devletteki gibi merkezileşme yoktur. Teşkilattan yoksun bir yapı sergiler. Yasama işlevi, devletler tarafından gerçekleştirilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'''Uluslararası hukukun kaynakları'''; Andlaşmalar, örf ve adet hukuku, hukukun genel prensipleri, içtihatlar ve doktrindir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukuku hakkında aşağıdaki terimler ileride incelenecektir:&lt;br /&gt;
Uluslararası hukukun kaynakları , &lt;br /&gt;
Uluslararası hukukta taraflar , &lt;br /&gt;
Uluslararası hukukun yer bakımından uygulama kuralları, ( kara, deniz, hava ülkesi, devletlerin tanınması, devletlerin halefiyeti, diplomasi ilişkileri, sorumluluk, uyuşmazlıkların çözümü, kuvvet kullanma hakkı, sıcak takip... )&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uluslararası hukuk Mevzuatı : &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* [http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?category=72 Uluslararası Hukuk ve Uluslararası Ceza Hukuku]&lt;br /&gt;
* [http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=2301 Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında 5718 Sayılı kanun]&lt;br /&gt;
* [[Tanıma_Ve_Tenfiz|Tanıma ve Tenfiz]] davaları.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&amp;lt;rss&amp;gt;http://www.hukuki.net/forum/external.php?forumids=30|long|max=5&amp;lt;/rss&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Aile_Mahkemelerinde_S%C3%BCreler&amp;diff=18015</id>
		<title>Aile Mahkemelerinde Süreler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Aile_Mahkemelerinde_S%C3%BCreler&amp;diff=18015"/>
				<updated>2009-09-25T22:45:18Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Aile_Hukuku|Aile Hukuku]] ihtilaflarında süreler aşağıdaki gibidir:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aile Mahkemeleri’nde görülen davalara ilişkin cevap, temyiz ve karar düzeltme süreleri; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a- [[Aile_Mahkemesi|Aile mahkemesi]] ilk itirazların ileri sürülebilmesi süresi: 10 Gün (Hmuk 195) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
b- [[Aile_Mahkemesi|Aile mahkemesi]] davaya cevap süresi: 10 Gün (Hmuk 195) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
c- Aile mahkemeleri Temyiz Süresi: 15 Gün (Hmuk 432) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
d- [[Aile_Mahkemesi|Aile mahkemesi]] Karar Düzeltme Süresi: 15 Gün (Hmuk 440)&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Te%C5%9Febb%C3%BCs&amp;diff=18014</id>
		<title>Teşebbüs</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Te%C5%9Febb%C3%BCs&amp;diff=18014"/>
				<updated>2009-09-25T22:42:33Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Suça Teşebbüs; Ceza hukukunda failin suç işlemek üzere icra hareketlerine başlamış olmasına karşın elinde olmayan nedenlerle kanuni unsur içinde tanımlanan sonucun gerçekleşmemiş olmasıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kısaca, [[Ceza_Hukuku|ceza hukuku]] anlamında teşebbüs, subjektif anlamda tamamlanmış, ancak objektif anlamda tamamlanmamış fiildir. Yani fail, ceza kanununda tanımlanan neticenin gerçekleşmesi için elinden geleni yapmış, ancak netice failin iradesi dışındaki nedenlerle gerçekleşmemiştir. Kanuni unsurdaki neticenin gerçekleşmemiş olması nedeniyle teşebbüs edilen fiile Türk Ceza Kanunu'nun 35. maddesi gereğince, tamamlanmış suça oranla daha hafif cezalar verilmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Teşebbüs aşamasında kalmış fiilin aşağıdaki şartları taşıması gerekir: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Failin kasten hareket etmesi - Hareketin suç işlemeye elverişli olması - Doğrudan icra hareketlerine başlama - Failin elinde olmayan nedenlerle kanuni unsurda yer alan neticenin gerçekleşmemiş olması &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eğer fail suç işlemeye yönelik icra hareketlerini elinde olmayan nedenlerden değil de, gönüllü olarak yarıda bırakır veya neticenin gerçekleşmesini ya da suçun tamamlanmasını kendi çabalarıyla engellerse (gönüllü vazgeçme), Türk Ceza Kanunu'nun 36. maddesi gereğince teşebbüsten cezalandırılmaz.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Sigorta_Hukuku&amp;diff=18013</id>
		<title>Sigorta Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Sigorta_Hukuku&amp;diff=18013"/>
				<updated>2009-09-25T22:37:46Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Özel sigortalar hukuku ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Sigorta Poliçesi]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&amp;lt;rss&amp;gt;http://www.hukuki.net/forum/external.php?forumids=66|charset=ISO-8859-9|short|max=5&amp;lt;/rss&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Sigorta_Hukuku&amp;diff=18012</id>
		<title>Sigorta Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Sigorta_Hukuku&amp;diff=18012"/>
				<updated>2009-09-25T22:37:24Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Özel sigortalar hukuku ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Sigorta poliçesi]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&amp;lt;rss&amp;gt;http://www.hukuki.net/forum/external.php?forumids=66|charset=ISO-8859-9|short|max=5&amp;lt;/rss&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Sigorta_Poli%C3%A7esi&amp;diff=18011</id>
		<title>Sigorta Poliçesi</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Sigorta_Poli%C3%A7esi&amp;diff=18011"/>
				<updated>2009-09-25T22:36:00Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;'''Sigorta Poliçeleri'''&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özel [[Sigorta_Hukuku|Sigorta hukuku]] veya Sigortacılık hukukunu ilgilendiren sigorta poliçesi konusunda daha ayrıntılı bilgiler verebilmek için öncelikle bazı genel kavramları belirlemekte yarar bulunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1. Sigorta tanımı: Sigortacının alacağı bir prim karşılığında bir kimsenin para ile ölçülebilir, yasa ile korumaya değer bir menfaatine zarar veren bir olayın meydana gelmesi halinde bu zararı karşılayacak miktarda sigortacının tazminat vermesini öngören çift taraflı bir sözleşmedir. İleride meydana gelmesi muhtemel tehlikeden doğacak zararın giderilmesinin, önceden yapılan ödemeleri karşılığında taahhüt edilmesidir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2. Sigorta poliçesi tanımı: Sigortalanan bir menfaate ait belirleyici bilgileri, sigortanın baslangıç ve bitiş tarihlerini, ödenecek prim ve teminat tutarlarını gösteren sözleşmeye ait yazılı bir belgedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sigorta poliçesi sigorta akdinden sonra ona dayanılarak verilen tek taraflı bir belgedir. Sigorta sözleşmesi, sigortalının teklifi, sigortacının kabulü ve sigorta priminin ödenmesiyle yürürlük kazanır. Sigortalının menfaatini ihlal eden tehlikenin gerçekleşmesi hâlinde tazminat vermeyi veya sigortalının hayatında meydana gelen belli olaylar üzerinde ödemede bulunmayı taahhüt eder. Sözleşme ile her iki taraf, birbirlerine karşılıklı olarak edim yükümlülüğü altına girer. Sigorta sözleşmesini (poliçe) öteki sözleşmelerden ayıran özellik, sigortacının edim yükümlülüğünün gelecekte belirli olmayan olgulara(sigorta edilen menfaatin tehlikeye maruz kalmasına) bağlı olmasıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3. Sigorta poliçesinin düzenlenmesi: Sigorta sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olabilmesi için tarafların; teminat altına alınmak istenen riziko, sigorta konusu, sigorta bedeli, sigorta süresi, sigorta şartları ve prim üzerinde mutabık kalmaları gerekmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4. Sigorta türleri: - Kasko sigorta poliçesi - Konut sigorta poliçesi - Zorunlu trafik sigorta poliçesi - Zorunlu deprem (DASK) sigorta poliçesi - Sağlık sigorta poliçesi - Yıllık hayat sigorta poliçesi - Seyahat sigorta poliçesi - Ferdi kaza sigorta poliçesi &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.1. Kasko Sigorta Poliçesi: Kasko sigortası, sigorta yaptırdığınız aracın yanması, çalınması, çalınmaya teşebbüs edilmesi veya kaza sonucu oluşabilecek zararları güvence altına alır. Aracınıza kasko sigortası yaptırarak, yapmış olduğunuz tasarruflar sonucu beğenerek aldığınız aracınızla ilgili oluşabilecek risklerin maliyetini sigorta şirketine devredersiniz. Böylece herhangi bir hasar anında maliyeti düşünmezsiniz. Aracınızın en fazla karşılaşabileceği riskler maalesef trafik kazalarıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kasko poliçesi alırken dikkat edilmesi gereken en önemli konu, ihtiyacınıza uygun doğru teminatların seçilmesidir. Kasko poliçeleri çarpma, çarpılma, hırsızlık ve yangın ana teminatlarından oluşmaktadır. Ancak diğer risklerinizi de isteğe bağlı olarak alacağınız ek teminatlarla güven altına alabilirsiniz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.2. Konut Sigorta Poliçesi: Eviniz, ailenizle birlikte huzur bulduğunuz en önemli mekânlardan biridir. Kişiye özel bu değerli mekânı her türlü riske karşı güvence altına almak için konut sigortası yaptırmak huzurun ve mutluluğun devamında katkı sağlar. Konut poliçesi alırken değişen iklim koşulları, güçlü fırtınalar, aşırı yağışlar, depremler, dikkatsizlik sonucu çıkan yangınlar ve son zamanlarda artan hırsızlıklara karşı tam güvence için doğru teminatların seçilmesine özen gösterilmelidir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çeşitli risklerin konutunuza vereceği hasarlar, ortalama bir konut poliçesi priminden çok yüksektir. Konutunuzu sigortalatarak konutunuzun özelliklerine göre değişen bir maliyetle tüm evinizi ve eşyalarınızı güvence altına alabilirsiniz. Konut sigortası bina ve isteğe bağlı olarak içinde yer alan eşyaları güvence altına alır. Bu durumda bina içerisindeki her türlü sabit tesisat da sigorta kapsamına girer. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Herhangi bir hasarın gerçekleşmesi durumunda çoğunlukla eşyalar da hasar görür. Bu nedenle sigortaya konu olan konutların içindeki eşyalarla birlikte güvence altına alınması gerekir. Böylece az bir maliyet farkıyla daha geniş bir güvence satın alınır. Kiracı olunması hâlinde sadece eşya teminatı alınarak eşyalar güvence altına alınabilir. Konut sigortası konut ve içindeki eşyalar için gerekli bir güvencedir. Bu güvenceden en iyi şekilde yararlanmak için ihtiyaçlara en uygun teminatlar poliçede yer almalıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.3. Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi: Trafik sigortası, her araç sahibi tarafından yaptırılması zorunlu olan ve hasar anında karşı tarafa verilebilecek bedeni ve maddi zararları güvence altına alan bir sigortadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zorunlu olan bu sigortayı yaptırmayanların araçları direkt olarak bağlanır ve trafik şubelerinin otoparklarına alınır. Yani bir ceza ödeyerek yola devam etmek mü[[MK|mk]]ün değildir. Araç, anında trafikten men edilir. Bunun sonrasında aracı geri almak sanıldığı kadar kolay değildir. İlk başta trafik sigortasının yapılması ve sonra aracın bulunduğu otoparka giderek görevli memurlara sigortanın yaptırıldığının söylenmesi ve belgenin tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bundan sonra da araç sigortasız olarak trafiğe çıktığı için para cezası ödenir. Ayrıca aracın otoparkta kaldığı her gün için de otoparka ücret ödenmesi gerekmektedir. Trafik poliçesinin primleri ve limitleri ile uygulama esasları Hazine Müsteşarlığı 'nca belirlenip resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girer. Trafik poliçesi, tüm sigorta şirketleri tarafından hiçbir fark olmaksızın aynı genel şartlar çerçevesinde ve aynı primler ile satılmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.4. Zorunlu Deprem (DASK) Sigorta Poliçesi: 587 sayılı [[Kanun|kanun]] hükmünde kararname ile 27 Eylül 2000 tarihinden itibaren yürürlüğe giren zorunlu deprem sigortası, depremin neden olacağı yangın, infilak ve yer kayması dahil sigortalı binalarda ve temellerinde, oluşturacağı maddi zararları sigorta bedeli kadar kapsar. Zorunlu deprem sigortası ile ilgili maddi zararlar doğal afetler sigortaları kurumu (DASK) tarafından teminat altına alınmıştır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zorunlu deprem sigortası'nın amacı, meydana gelebilecek deprem riskine karşı bina sahiplerinin zararlarını karşılamaktır. Deprem riski yüksek bir ülkede yaşadığımız için 587 sayılı [[Kanun|kanun]] hükmünde kararnameye göre, bina sahipleri mutlaka zorunlu deprem sigortasını yaptırmalıdırlar. Zorunlu deprem sigortası olmayan binaların konut sigortaları da yapılamaz. Ayrıca herhangi bir deprem sonucunda oluşan zararlarda Doğal Afetler Sigortaları Kurumu (DASK) poliçesi olmayanlara devlet, hiçbir şekilde yardım etmeyecektir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.4.1. Deprem Poliçesi Kapsamında Olan Binalar: Genel şartlara göre zorunlu deprem sigortası kapsamında olan binalar aşağıda belirtilmiştir: - 634 sayılı [[Kat_mülkiyeti_kanunu|Kat Mülkiyeti Kanunu]] kapsamında mesken olarak inşa edilmiş binalar ve bağımsız bölümler. - Temeller ve buna bağlı olarak taşıyıcı sistem sigorta kapsamında olmakla birlikte bunların dışında kalan ortak yerler sigorta kapsamında bulunmamaktadır. - Tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar (arazi, [[Arsa|arsa]] vb.) üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi olmayan arazi ve arsalar, hazine arazileri vb. üzerine inşa edilmiş binalar zorunlu deprem sigortası kapsamı dışındadır. Yukarıdaki iki maddede açıklanan koşullara göre sigorta kapsamına giren, mesken olarak inşa edilmiş binaların içinde yer alan, ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan veya verilen kredi ile yapılan meskenler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yukarıdaki koşullara uyan, kat irtifakı tesis edilmiş binalar, tapuda henüz cins tahsisi yapılmamış ve tapu kütüğünde vasfı &amp;quot;[[Arsa|arsa]] vs.&amp;quot; olarak görünen binalar ve tapu tahsisi henüz yapılmamış kooperatif evleri için zorunlu deprem sigortası yaptırılmalıdır. Diğer taraftan 27 Aralık 1999 tarihinden sonra mesken olarak inşa edilmiş olan bağımsız bölümler ve binalar için ilgili mevzuat çerçevesinde inşaat ruhsatı alınmış olması kaydıyla, iskân izninden veya içinde yaşanmaya başlanmasından itibaren bir ay içinde malikler veya varsa intifa hakkı sahipleri tarafından zorunlu deprem sigortası yaptırılır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.4.2. Deprem Poliçesi Kapsamında Olmayan Binalar: Genel şartlara göre zorunlu deprem sigortası kapsamında olmayan binalar aşağıda belirtilmiştir: - Kamu kurum ve kuruluşlarına ait binalar. - Köy yerleşim alanlarında yapılan binalar. - 634 sayılı [[Kat_mülkiyeti_kanunu|Kat Mülkiyeti Kanunu]]’na tabi olsun veya olmasın tamamı ticari ve sınai amaçla kullanılan binalar (iş hanı, iş merkezi, idari hizmet binaları, eğitim merkezi binaları vs.). - İnşaatı henüz tamamlanmamış mesken olarak inşa edilen binalar. - 27 Aralık 1999 tarihinden sonra mesken olarak inşa edilmiş olan ancak ilgili mevzuat çerçevesinde inşaat ruhsatı bulunmayan bağımsız bölümler ve binalar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.4.3. Hangi binalar zorunlu deprem sigortası kapsamına girmektedir: 634 sayılı [[Kat_mülkiyeti_kanunu|Kat Mülkiyeti Kanunu]] ile tarif edilen bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde &amp;quot;mesken&amp;quot; olarak inşa edilmiş binalar, bu binaların içinde yer alan ve iş yeri olarak kullanılan bağımsız bölümler, doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan veya verilen kredi ile yapılan meskenler zorunlu deprem sigortası kapsamına girmektedir. Bu sigortayı ancak sigorta kapsamında tarif edilen bağımsız bölümler ve binalar için sahipleri veya varsa faydalanma hakkına sahip kişiler yaptırmak zorundadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.4.4. Hangi binalar zorunlu deprem sigortası kapsamı dışında kalır: Kamu kurum ve kuruluşlarına ait binalar, köy yerleşim alanlarında yapılan binalar, tamamı ticari veya sınaî amaçla kullanılan binalar, (fabrika ve iş hanları gibi) 27 Aralık 1999 tarihinden sonra inşa edilmiş olan ancak ilgili mevzuat çerçevesinde inşaat ruhsatı bulunmayan binalar zorunlu deprem sigortası kapsamında değildir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.4.5. Zorunlu deprem sigortası yaptırılmaz ise ne olur: Devletin, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetlerde Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanundan ve diğer kanunlardan doğan konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülükleri bu sigortanın başlangıcıyla ortadan kalkmıştır. Böylece deprem nedeniyle sigorta kapsamındaki binalarda meydana gelen hasarlar DASK tarafından ödenecektir. Buna bağlı olarak 27.03.2001 tarihinden itibaren zorunlu deprem sigortası olmayanlar, bu sigorta kapsamında karşılaşılacak zararlar için doğal afetlerle ilgili mevzuat çerçevesinde hak talep edemezler, ayrıca zorunlu deprem sigortası olmayan binalar için kamu kurum ve kuruluşlarında tapu tescil işlemleri dahil hiç bir işlem yapılmamaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.5. Sağlık Sigorta Poliçesi: Sağlık sigortası, sizi sağlık sorunlarınızla ilgili masraf yükünden kurtaran değerli bir güvencedir. Sağlık sigortası, sizin ve/veya ailenizin bir yıl boyunca karşılaşabileceği hastalık durumunda doktor, ilaç ve buna bağlı tedavi giderlerinizi bütçenizi zorlamadan karşılayabilmenizi sağlar. Sağlık sigortası yaptırarak sağlığınızı güvence altına almak son derece öenmlidir.. Herhangi bir hastalık hâlinde sigorta şirketi sağlık giderlerini sizin adınıza ödemesini sağlayarak, sağlık harcamaların tasarrufa dönüştürme imkanı sağlanabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sağlık poliçesi değerli bir güvencedir. Bu değerli güvenceden en iyi şekilde yararlanmak için dikkat edilmesi gereken en önemli konu, ihtiyaca uygun doğru teminatların seçilmesidir. Sağlık poliçeleri, yatarak tedavi teminatı ile yatarak ve ayakta tedavi teminatlarından oluşmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.6. Yıllık Hayat Sigorta Poliçesi: Yıllık hayat sigortası, sigortalının vefat ve sürekli sakatlık risklerini bir yıl süreyle güvence altına alan bir sigortadır. Aynı zamanda bu poliçe, sigortalının seçmiş olduğu limitler dahilinde kaza sonucu oluşabilecek tedavi masraflarını ve çalışamadığı günlerin maddi kayıplarını da kapsam altına alır. Bir vefat veya sakatlık hâlinde, sigortalının kendisine veya bakmakla yükümlü olduğu kişilere karşı sorumluluklarını gerçekleştirebilmesi yıllık hayat sigortasıyla mü[[MK|mk]]ün olabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.6.1. Yıllık hayat sigortasının yararları: - Herhangi bir sakatlık durumunda hayatınızı aynı şekilde devam ettirmenizi sağlar. - Yıllık hayat sigortası, sevdiklerinize bırakabileceğiniz parasal bir varlık niteliği taşır. - Ödediğiniz primleri vergi matrahınızdan düşebilirsiniz. - Eğitimini devam ettirmekte olan çocuklarınız varsa eğitimlerinin yarım kalmamasını sağlayabilirsiniz. - Aylık ödemelerinizden dolayı ailenizin zor durumda kalmamasını sağlayabilirsiniz. - Poliçe kapsamına giren bir kaza veya hastalık sonucunda ortaya çıkan tedavi giderlerinizin ödenmesini sağlayabilirsiniz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.7. Seyahat Sigorta Poliçesi: Yurt içi veya yurt dışı seyahatleriniz sırasında seyahatinize bağlı olarak ortaya çıkabilecek hastalık, kaza ve bagaj kaybolması gibi yolculuk risklerini seyahat sigortası ile güvence altına alabilirsiniz. Seyahat sigortası, mutlu ve huzurlu bir seyahat için önemli bir güvencedir. Seyahatinizdeki herhangi bir aksiliğin ekonomik durumunuzu etkilememesi için seyahat sigortasından yararlanabilirsiniz. İş veya dinlenme amacıyla yapılan her türlü seyahat aslında parasal bir değere dayanır. Seyahat sigortası, seyahat sırasında ortaya çıkabilecek trafik kazaları, yolculuk iptalleri veya uçak seferinin gecikmesi gibi çeşitli risklere karşı güvence sağlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yurt dışı seyahatlerinizin güvencesi için seyahat sigortasından yararlanabilirsiniz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.7.1. Yurt dışı seyahatlerinizde aşağıda belirttiğimiz muhtemel risklere karşı seyahat sigortasıyla güvence sağlanabilir: - Seyahatinizi iptal etmek durumunda kalırsanız, bu iptal işleminden dolayı ortaya çıkabilecek zararlarınızı güvence altına alabilirsiniz. - Uçak biletiniz hava yolu şirketi tarafından ertelenirse veya uçuşunuz gecikirse, seyahat sigortası ile otel ve buna bağlı diğer giderlerinizin karşılanmasını sağlayabilirsiniz. - Yurt dışı seyahatiniz sırasında bir kaza geçirirseniz veya hastalanırsanız, sağlık sigortanız yurtdışında ortaya çıkabilecek sağlık giderlerinizi karşılamayabilir. Bu durumda, seyahat sigortası ile acil tıbbi yardım ve müdahale giderlerinizi güvence altına alabilirsiniz. - Bavullarınızın çalınması veya kaybolması risklerini güven altına alabilirsiniz. - Yurt dışında meydana gelebilecek sakatlık ve vefat risklerini sigorta kapsamı altına alabilirsiniz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.8. Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi: Ferdi kaza sigortası, gerçekleşebilecek bir kaza hâlinde sigortalının vefat ve sürekli sakatlık risklerini bir yıl süreyle güvence altına alan bir sigortadır. Aynı zamanda bu poliçe, sigortalının seçmiş olduğu limitler dahilinde kaza sonucu oluşabilecek tedavi masraflarını ve çalışamadığı günlerin maddi kayıplarını da kapsam altına alır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir vefat veya sakatlık hâlinde sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kişilere veya ailesine karşı sorumluluklarını gerçekleştirebilmesi ferdi kaza sigortasıyla mü[[MK|mk]]ün olabilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.8.1. Ferdi kaza sigortasını aşağıdaki nedenlerden dolayı olunabilir: - Eğer her ay belirli bir ödeme yapma yükümlülüğünüz varsa bunları düşünerek ferdi kaza sigortasından yararlanabilirsiniz ve böylece aileniz de zor durumda kalmayabilir. - Ferdi kaza sigorta poliçesiyle bir kaza durumunda tedavi giderleri için tasarruflarınızı harcamak yerine sigorta şirketi sizin adınıza bu giderleri ödeyebilir. - Ferdi kaza sigortası, parasal bir varlığı temsil eder. Vefat edenin varislerine bıraktığı nakit para, banka hesabı vb. diğer varlıkları gibi ferdi kaza sigortası da para yerine geçen bir değerdir. - Ferdi kaza sigortasında yatırdığınız değere karşılık olarak elde edebileceğiniz değer çok daha büyüktür.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Usule_ili%C5%9Fkin_kararlarda_vekalet_%C3%BCcreti&amp;diff=18010</id>
		<title>Usule ilişkin kararlarda vekalet ücreti</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Usule_ili%C5%9Fkin_kararlarda_vekalet_%C3%BCcreti&amp;diff=18010"/>
				<updated>2009-09-25T22:32:40Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Usule ilişkin kararlarda avukatlık ücreti :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1- Görevsizlik Kararlarında Görevsizlik kararı bir nihai karar olduğundan mahkemece vekalet ücretine hükmedilir. Bu ücret yine davalı lehine ve davanın türüne göre maktu yada nisbi olur &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2- Yetkisizlik Kararlarında Yetkisizlik kararları da nihai kararlar olup, mahkeme davadan el çektiği için aynen görevsizlik kararlarında olduğu gibi ücret takdiri yapılır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3- Açılmamış Sayılma Kararlarında Yargılama sonunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi durumunda bu karar nihai bir karar olduğundan yargılama giderleri ve dava türüne göre nisbi yada maktu vekalet ücretine hükmedilir. Ancak delillerin toplanmasından önce bu karar verilirse nisbi ücretin yarısına hükmedilir. Tabi ki buradaki ücret davacı değil davalı yararına hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4- Gönderme Kararlarında Bir ticari dava görülürken işbölümü itirazı ile dava hukuk mahkemesine gönderilirse veya tam tersi bir durum söz konusu olduğunda bu kararlara gönderme kararı denir. Bu kararlarda aslında nitelikleri itibarı ile nihai kararlardır ancak, davanın yada dilekçenin reddi söz konusu olmadığı için vekalet ücretine hükmedilmez. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5- Dava Şartlarının Yokluğu İle Red Halinde Yargı yetkisinin yokluğu, yargı yolu yetkisinin bulunmaması, taraf ehliyetinin bulunmaması, kesin hüküm bulunmaması ve hukuki yararın bulunmaması gibi dava şartlarının yokluğunda davanın reddine karar verilmesi halinde davanın türüne göre nisbi yada maktu vekalet ücretine hükmedilir. Ancak nisbi vekalet ücretinin maktu ücreti geçememesi gerekir. Husumet yönüyle davanın reddi halinde de aynı yol izlenir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
6- Zamanaşımı Nedeniyle Davanın Reddi Zamanaşımı defi ile veya hak düşürücü sürenin geçmesi ile davanın reddi halinde verilecek karar nihai ve davadan el çektirici bir karardır. Bu nedenle dava türüne ve mahkemesine göre maktu yada nisbi vekalet ücretine hükmedilir &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
7- Dilekçe Reddi Halinde Hukuki noksanlıklar yüzünden dava dilekçesinin reddi halinde davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmez. 8- İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Kararları İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri görülmekte olan dava haricinde ayrıca istenmişse (dava açmadan önce) maktu vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
DAVA TÜRLERİNE GÖRE VEKALET ÜCRETİ &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tapu İptal Ve Tescil Davaları Bu davalarda taşınmazın keşif sonucu belirlenen bedeli üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davalarında Ücret Tapu kaydının düzeltilmesi davalarında taşınmazın mülkiyeti (aynı) dava konusu olmadığı için, davanın sonunda kendisini vekil ile temsil ettiren taraf yararına,davanın görüldüğü mahkeme olan [[Asliye_Hukuk_Mahkemesi|asliye hukuk mahkemesi]] için tarifede öngörülen maktu vekalet ücretine hükmeder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şufa Davalarında ]Şufa davalarında, dava konusu taşınmazın aynı dava edildiğinden,şufa davalarında nisbi ücrete hükmedilir. Davanın reddine karar verildiğinde; davalı lehine hükmedilecek ücret, taşınmazın tapu kaydındaki değerine göre değil,davacının dava dilekçesinde belirttiği değere göre hesaplanır. Davanın kabulü halinde, davacı tarafından yatırılmasına karar verilen şufa değeri üzerinden davacı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İpoteğin Kaldırılması Davalarında Ücret İpoteğin kaldırılması davalarında, taşınmazın mülkiyeti dava konusu olduğundan,dava konusu olan taşınmazın değerine göre nisbi vekalet ücretine hükmedilir. Taşınmaz Satış Vaadinden Doğan Davalarda Ücret Taşınmazın satışının vaadine ilişkin sözleşmenin gereğinin yerine getirilmemesi halinde yani taşınmazın satılması ya da bedelin ödenmemesi üzerine açılacak tazminat davalarında,davanın konusu tarafından sözleşme ile belirledikleri değerdir. Bu nedenle bu değer üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eğer, taşınmazın kendisine satılması vaat edilen kişi, taşınmazın adına tescilini talep ederse o takdirde, davanın konusu, taşınmazın mülkiyeti olacağından, vekalet ücreti, taşınmazın keşifte belirlenen ve harcı buna göre alınan değer üzerinden nisbi olarak verilir. Zira, bu durumda dava artık tapu iptal ve tescil davası niteliğini almıştır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Ücret Ortaklığın giderilmesi davalarında, Tarifenin ikinci kısmının birinci bölümünde belirlenen maktu ücrete hükmedilir. Ancak, ortaklığın giderilmesi davaları iki taraflı davalardan olduğu için, Mahkemede kendini vekil ile temsil ettiren kişi davacı da olsa, davalı da olsa bu ücrete hükmedilir ve kendisini vekil ile temsil ettiren paydaşlara payları oranında ödemesine karar verilir. Bu durumda vekalet ücretini tüm paydaşlar payları oranında öderler.Yani, kendisini vekil ile temsil ettiren paydaş da kendi avukatına ait ücretin payı oranındaki kısmından sorumludur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Müdahalenin Önlenmesi Davalarında Ücret Davacının hakkı bulunduğunu bildirdiği bir taşınmaza davalının el atması sonucunda, davacının, davalı tarafından yapılan bu el atmanın önlenmesi istemini içeren el atmanın önlenmesi davalarında, konusu para ile ölçülebilen bir taşınmaz bulunduğundan, vekalet ücretinin taşınmazın değerine göre hesaplanması ve nisbi olarak belirlenmesi gerekir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zilyetliğin Misil Davalarında Ücret Bu davalarda dava konusu şeyin mülkiyeti ihtilaflı olmadığından bunların değerine bakılmaksızın dava sulh hukuk mahkemesinde görülür.( HUMK.m. 8/2-3 ). Bu nedenle dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın vekalet ücreti maktu olarak belirlenir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ecri Misil Davalarında Ücret Ecri misil davalarında, davacı tarafından davalının tazminat olarak belli bir miktar para istendiğinden, davanın konusu paradır. Bu nedenle dava sonunda haksız çıkan taraf aleyhine, dava konusu olan paranın miktarı üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilir &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kooperatif Davalarında Ücret Açılan davanın konusu para yada para ile ölçüleblen bir dava ise ( taşınmazın tescili, yükleniciye karşı açılan tazminat davası, ortağa karşı açılan aidat alacağı davası alacağı davası, [[Arsa|arsa]] sahibinin atığı tazminat ve kira davaları v.b. ) nisbi vekalet ücretine hükmedilir.Eğer davanın konusu para ile ölçülemiyorsa, maktu vekalet ücreti verilir., &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kira Davalarında Ücret Bir taşınmazın tahliyesine ilişkin, kiralananın tahliyesi davalarında,vekalet ücreti, dava konusu taşınmazın taraflar arasında davanın açıldığı tarihte geçerli olan bir yıllık kira bedeli üzerinden nisbi olarak belirlenir. Ancak nisbi olarak belirlenen bu miktarın davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifede belirlenen maktu ücretin altında olmaması gerekir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Miras Davalarında Ücret Miras hakkından ıskat edilen mirasçının diğer mirasçılar aleyhine açacağı miras hakkından ıskatın iptaline ilişkin davalarda, dava edilen husus, miras hakkı bulunan kişinin bu hakkından mahrum bırakılması olduğundan ve somut olarak bir malın mülkiyeti dava edilmediğinden maktu vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Muris yaptığı vasiyetnamenin veya miras mukavelesinin iptaline ilişkin davalarda da, maktu vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tenkis davalarında,davacı,miras bırakanın yaptığı bir tasarruf ile kendi saklı payını ihlal ettiği iddia ettiğinden ve miras bırakanın yaptığı tasarruf ile devrettiği bir malın kendisine saklı payı oranında verilmesini istediğinden, ortada konusu para olan veya para ile ölçülebilen bir dava konusu bulunmaktadır. Bu nedenle dava sonunda haksız çıkan aleyhine dava konusu edilen malın dava edilen kısmı üzerinden hesaplanacak nisbi vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tespit Davalarında Ücret Delil tespitine ilişkin davalarda vekalet ücreti konusu Tarifenin ikinci kısmının birinci bölümünde düzenlenmiştir.Buna göre; görülmekte olan bir davanın içinde olmamak koşulu ile yani, tek başın açılan delil tespiti davları maktu ücrete tabidir. bu ücret, tespit işleminin duruşmalı yapılması halinde artmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Boşanma|Boşanma]] Davalarında Ücret [[Boşanma|Boşanma]] davası sonucunda verilen kararda, haksız çıkan tarafa tarife uyarınca asliye hukuk mahkemelerinde görülen davalar için ön görülem maktu vekalet ücreti eklenir. [[Boşanma|Boşanma]] davası ile birlikte yapılan, nafaka, tazminat ve vekalete ilişkin istemler, [[Boşanma|boşanma]] davasının ferisi niteliğinde sayıldığından ayrı harca, dolayısıyla ayrı vekalet ücretine tabi değildir yani, [[Boşanma|boşanma]] davası ile birlikte istenen nafaka ve tazminat taleplerine karar verildiğinde yada b taleplerin reddine karar verildiğinde mahkemece ücrete hükmedilmez, sadece [[Boşanma|boşanma]] davası için maktu ücret verilir.Nafaka ve tazminata ilişkin talepler ayrı dava konusu yapıldığı takdirde ücret hesabında dikkate alınır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Medeni [[Kanun|kanun]] uyarınca eşler arasındaki [[Boşanma|boşanma]] davalarında evlilikte elde edilen malların paylaşımı ile ilgili davalarda söz konusu olmaktadır. Bu tür davalarda, davacı eş mal rejiminden kaynaklanan bir alacak talep etmektedir. Bu nedenle, bu tür davalara “katkı payından kaynaklanan alacak davaları” demek yerine olacaktır. Nitekim, bu davalar ile paylaşım konusu edilen şey malın kendisi değil onun değeridir. Evlilikleri sırasında satın aldıkları evle ilgili dava açan eş, söz konusu evin mülkiyetinin yarısını değil o evin değerinin yarısını talep etmektedir. İşte mal rejinden kaynaklanan alacak davasının bu ayrı ve bağımsız niteliği gereği bu tür davalar açılırken talep konusunun değeri üzerinden nisbi harç tahsil edilmektedir. Bu nedenledir ki bu davalarda dava sonunda hükmedilecek vekalet ücretinin de alacak davalarında olduğu gibi kabul ve ret oranı üzerinden nisbi olarak belirlenmesi gereklidir. Davacının davasını açarken, söz konusu davayı tazminat davası olarak nitelemiş olması da sonucu değiştirmez.Zira, hakim davaya uygulanacak hukuk kurallarını kendiliğinden belirler.Açılan davanın bir tazminat davası olmadığını katkı payından kaynaklanan alacak davası olduğunu belirleyen hakim harcı buna göre tamamlatmalı ve değer üzerinden nisbi vekalet ücretine karar vermelidir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nafaka Davalarında Ücret Nafaka davalarında, yapılan yargılama sonucunda tespit olunan bir yıllık nafaka tutarı üzerinden yapılacak nispi vekalet ücreti davacı yararına hükmolunur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Velayet,Vesayet ve Kayyımlık Davalarında Ücret Velayetin verilmesi, kaldırılması davaları,vesayete ilişkin çekişmeli davalar kayyumun ilişkilerine ilişkin çekişmeli davalar gibi davalarda, dava konusu para olmadığından ve para ile de ölçülemediğinden haksız çıkan aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nüfus Davalarında Ücret Nüfus Müdürlüğü aleyhine açılan bu tür davalarda davacı,davayı kazansa bile, dava Nüfus Müdürlüğüne yargılama giderleri ve vekalet ücreti yüklenemez.Aynı şey, davalı Nüfus Müdürlüğünün kendisine vekil ile temsil ettirmesi ve dava sonunda davanın reddi halinde de söz konusudur.Yani, davalı Nüfus Müdürlüğü kendisini vekil ile temsil ettirdiğinde, davacının davasını reddine karar verilse bile, davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilemez. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maddi Tazminat Davalarında Ücret Maddi tazminat davalarında, dava konusu para olduğunda dava sonunda haksız çıkan aleyhine haksız çıktığı miktar üzerinden hesaplanan nisbi vekalet ücreti yüklenir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maddi tazminat davası, manevi tazminat davası ile birlikte açıldığında, vekalet ücreti hesaplama yöntemleri farklı olduğundan, maddi tazminat için ayrı, manevi tazminat için ayrı vekalet ücreti hesaplanır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Manevi Tazminat Davalarında Ücret Manevi tazminat davalarında, davacının haklı bulunduğu kısım için davalı aleyhine hükmedilen değer üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilir. Davacının haksız çıktığı kısım için de davacı aleyhine nisbi vekalet ücreti verilir. Ancak, davalı lehine verilen nisbi vekalet ücretinin davacı lehine verilen nisbi vekalet ücretini geçmemesi gerekir.(tarife 10/2). Manevi tazminat davasının tümü ile reddi halinde ise, davalı lehine, davacı aleyhine, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmında belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilir.(tarife m.10/3). &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Menfii Tespit davalarında Ücret Menfii tespit davalarında davacı, hakkında bir icra takibi yapıldığında veya icra takibi yapılmadan önce, kendisinden istenmesi muhtemel gördüğü bir borcun borçlusu olmadığını iddia eder ve mahkemeden böyle bir borcunun bulunmadığının tespitini ister. Görüldüğü gibi menfi tespit davalarının konusu para veya para ile ölçülebilen bir maldır. Bu nedenle vekalet ücreti, bu değer üzerinden nisbi olarak hesaplanır. İİK. `nun 89/3 maddesi uyarınca kendisine gönderilen birinci haciz ihbarnamesine rağmen süresi içinde bu ihbara cevap vermeyen üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğinde, bu kişi borçlu olmadığına dair tespit davası açtığında, bu davada haklı çıksa bile, birinci haciz ihbarnamesine cevap vermeyerek, ikincisinin gönderilmesine kendi kusuru ile sebep olduğu için lehine avukatlık ücretine hükmedilemez. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İş Davalarında Ücret İşçi tarafından açılan, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, tatil ücreti ve ikramiye alacakları, fazla çalışma ücreti alacağı davalarının konusu para olduğundan bu davalar sonunda haklı çıkma oranına göre haklı çıkan yararına nisbi vealet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şahsi Haklara İlişkin Davalar Özel ve Tüzel kişiler hakkındaki bu tür davaların tümü konusu para olmayan ve para ile de ölçülemeyen davalar olduğu için, dava sonunda haksız çıkan aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tüketici Mahkemelerinde Görülen davalar Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 8. maddesi Tüketici Mahkemelerinde görülen davalar için 180 lira avukatlık ücreti verileceğini hükme bağlanmıştır. Ancak dava konusunun değeri 1,500 lirayı aşıyor ise o takdirde vekalet ücreti nisbi olarak hesaplanacaktır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tüketici mahkemelerinde görülen manevi tazminat davasının tümü ile reddi halinde Tarifenin 10/3 . maddesinin Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 8.maddesinde belirtilen ücretin maktu kısmına yani 180 liraya atıf yaptığının kabulü ile davalı yararına 180 lira maktu vekalet ücretine hükmetmek gerekir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fikri Ve Sinai Haklar Mahkesinde Görülen Davalar Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 9. maddesi ile Fikri Sınai Haklar Mahkemesinde görülen davalar için 1,100 lira avukatlık ücreti verileceği hükme ağlanmıştır Ancak dava konusu para ile ölçülebilen bir iş ise ve bu dava konusunun değeri 10,000 lirayı aşıyor ise o takdirde vekalet ücreti nisbi olarak hesaplanacaktır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fikri ve Sinai Haklar Mahkemelerinde görülen manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilir ise; davalı yararına hesaplanacak avukatlık ücretinin davacı yararına hesaplanandan fazla olmaması gerekir.Davanın tümü ile reddi halinde davalı yararına maktu avukatlık ücretine hükmetmek gerekir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sıra Cetveline İtiraz Davaları Bu tür davalarda, davanın konusu alacağın miktarı değildir. Mahkeme tarafından talebin kabulüne karar verildiğinde, sadece davalı- alacaklının alacağının olmadığı veya davacı- alacaklının alacaklı olduğunun veya alacağının cetveldeki sıranın tespitine gidilir, bir eda hükmü kurulmaz. Bu nedenlerle, bu tür davalarda karşı tarafa yargılama gideri olarak hükmedilecek vekalet ücreti nisbi değil maktu olarak belirlenir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İtirazın İptali Davaları İtirazın iptali davalarında dava konusu üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilir. İcra Mahkemesinde görülen itirazın kaldırılması davasında ise vekalet ücreti maktu olarak hesaplanır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İtirazın iptali davasının konusu, takip konusu olan alacaktır. Davacı alacaklı takip konusu bu alacağın yanı sıra İİK. `nundan kaynaklanan icra inkar tazminatını da isteyebilir. Ancak bu icra inkar tazminatı dava konusuna dahil değildir. Bu nedenle karar ve ilam harcı alınırken ve vekalet ücreti hesaplanırken icra inkar tazminatı dikkate alınmaz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstihkak Davaları İstihkak davalarında; dava konusu malın mülkiyeti dava edilmekte olduğundan, bu malın değeri üzerinden hesaplanacak nisbi vekalet ücretine hükmetmemek gerekir.Davanın kabulü halinde davacı yararına, davanın reddi halinde davalı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilir. Davanın kısmen kabulünde ise kabul ve ret oranlarına göre yine nisbi vekalet ücretine hükmetmek gerekir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tasarrufun İptali Davaları İptal davası açıldığında davanın değeri; iptal konusu malın değeri değil, alacak ve eklentilerinin miktarı ile iptal konusu tasarrufun değerinden hangisi az ise o değerdir. Harç ve vekalet ücreti de bu miktar üzerinden hesaplanır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İİK'dan kaynaklanan tasarrufun iptali davalarında vekalet ücreti takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değerinden hangisi az ise o değer üzerinden nisbi olarak takdir edilir.Ancak miktarından maksat, takip konusu asıl alacak ve ferilerinin toplamıdır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Usule_ili%C5%9Fkin_kararlarda_vekalet_%C3%BCcreti&amp;diff=18009</id>
		<title>Usule ilişkin kararlarda vekalet ücreti</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Usule_ili%C5%9Fkin_kararlarda_vekalet_%C3%BCcreti&amp;diff=18009"/>
				<updated>2009-09-25T22:31:38Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Usule ilişkin kararlarda avukatlık ücreti :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1- Görevsizlik Kararlarında Görevsizlik kararı bir nihai karar olduğundan mahkemece vekalet ücretine hükmedilir. Bu ücret yine davalı lehine ve davanın türüne göre maktu yada nisbi olur &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2- Yetkisizlik Kararlarında Yetkisizlik kararları da nihai kararlar olup, mahkeme davadan el çektiği için aynen görevsizlik kararlarında olduğu gibi ücret takdiri yapılır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3- Açılmamış Sayılma Kararlarında Yargılama sonunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi durumunda bu karar nihai bir karar olduğundan yargılama giderleri ve dava türüne göre nisbi yada maktu vekalet ücretine hükmedilir. Ancak delillerin toplanmasından önce bu karar verilirse nisbi ücretin yarısına hükmedilir. Tabi ki buradaki ücret davacı değil davalı yararına hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4- Gönderme Kararlarında Bir ticari dava görülürken işbölümü itirazı ile dava hukuk mahkemesine gönderilirse veya tam tersi bir durum söz konusu olduğunda bu kararlara gönderme kararı denir. Bu kararlarda aslında nitelikleri itibarı ile nihai kararlardır ancak, davanın yada dilekçenin reddi söz konusu olmadığı için vekalet ücretine hükmedilmez. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5- Dava Şartlarının Yokluğu İle Red Halinde Yargı yetkisinin yokluğu, yargı yolu yetkisinin bulunmaması, taraf ehliyetinin bulunmaması, kesin hüküm bulunmaması ve hukuki yararın bulunmaması gibi dava şartlarının yokluğunda davanın reddine karar verilmesi halinde davanın türüne göre nisbi yada maktu vekalet ücretine hükmedilir. Ancak nisbi vekalet ücretinin maktu ücreti geçememesi gerekir. Husumet yönüyle davanın reddi halinde de aynı yol izlenir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
6- Zamanaşımı Nedeniyle Davanın Reddi Zamanaşımı defi ile veya hak düşürücü sürenin geçmesi ile davanın reddi halinde verilecek karar nihai ve davadan el çektirici bir karardır. Bu nedenle dava türüne ve mahkemesine göre maktu yada nisbi vekalet ücretine hükmedilir &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
7- Dilekçe Reddi Halinde Hukuki noksanlıklar yüzünden dava dilekçesinin reddi halinde davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmez. 8- İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Kararları İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri görülmekte olan dava haricinde ayrıca istenmişse (dava açmadan önce) maktu vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
DAVA TÜRLERİNE GÖRE VEKALET ÜCRETİ &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tapu İptal Ve Tescil Davaları Bu davalarda taşınmazın keşif sonucu belirlenen bedeli üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tapu Kaydının Düzeltilmesi Davalarında Ücret Tapu kaydının düzeltilmesi davalarında taşınmazın mülkiyeti (aynı) dava konusu olmadığı için, davanın sonunda kendisini vekil ile temsil ettiren taraf yararına,davanın görüldüğü mahkeme olan [[Asliye_Hukuk_Mahkemesi|asliye hukuk mahkemesi]] için tarifede öngörülen maktu vekalet ücretine hükmeder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şufa Davalarında ]Şufa davalarında, dava konusu taşınmazın aynı dava edildiğinden,şufa davalarında nisbi ücrete hükmedilir. Davanın reddine karar verildiğinde; davalı lehine hükmedilecek ücret, taşınmazın tapu kaydındaki değerine göre değil,davacının dava dilekçesinde belirttiği değere göre hesaplanır. Davanın kabulü halinde, davacı tarafından yatırılmasına karar verilen şufa değeri üzerinden davacı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İpoteğin Kaldırılması Davalarında Ücret İpoteğin kaldırılması davalarında, taşınmazın mülkiyeti dava konusu olduğundan,dava konusu olan taşınmazın değerine göre nisbi vekalet ücretine hükmedilir. Taşınmaz Satış Vaadinden Doğan Davalarda Ücret Taşınmazın satışının vaadine ilişkin sözleşmenin gereğinin yerine getirilmemesi halinde yani taşınmazın satılması ya da bedelin ödenmemesi üzerine açılacak tazminat davalarında,davanın konusu tarafından sözleşme ile belirledikleri değerdir. Bu nedenle bu değer üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eğer, taşınmazın kendisine satılması vaat edilen kişi, taşınmazın adına tescilini talep ederse o takdirde, davanın konusu, taşınmazın mülkiyeti olacağından, vekalet ücreti, taşınmazın keşifte belirlenen ve harcı buna göre alınan değer üzerinden nisbi olarak verilir. Zira, bu durumda dava artık tapu iptal ve tescil davası niteliğini almıştır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Ücret Ortaklığın giderilmesi davalarında, Tarifenin ikinci kısmının birinci bölümünde belirlenen maktu ücrete hükmedilir. Ancak, ortaklığın giderilmesi davaları iki taraflı davalardan olduğu için, Mahkemede kendini vekil ile temsil ettiren kişi davacı da olsa, davalı da olsa bu ücrete hükmedilir ve kendisini vekil ile temsil ettiren paydaşlara payları oranında ödemesine karar verilir. Bu durumda vekalet ücretini tüm paydaşlar payları oranında öderler.Yani, kendisini vekil ile temsil ettiren paydaş da kendi avukatına ait ücretin payı oranındaki kısmından sorumludur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Müdahalenin Önlenmesi Davalarında Ücret Davacının hakkı bulunduğunu bildirdiği bir taşınmaza davalının el atması sonucunda, davacının, davalı tarafından yapılan bu el atmanın önlenmesi istemini içeren el atmanın önlenmesi davalarında, konusu para ile ölçülebilen bir taşınmaz bulunduğundan, vekalet ücretinin taşınmazın değerine göre hesaplanması ve nisbi olarak belirlenmesi gerekir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zilyetliğin Misil Davalarında Ücret Bu davalarda dava konusu şeyin mülkiyeti ihtilaflı olmadığından bunların değerine bakılmaksızın dava sulh hukuk mahkemesinde görülür.( HUMK.m. 8/2-3 ). Bu nedenle dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın vekalet ücreti maktu olarak belirlenir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ecri Misil Davalarında Ücret Ecri misil davalarında, davacı tarafından davalının tazminat olarak belli bir miktar para istendiğinden, davanın konusu paradır. Bu nedenle dava sonunda haksız çıkan taraf aleyhine, dava konusu olan paranın miktarı üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilir &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kooperatif Davalarında Ücret [/font] Açılan davanın konusu para yada para ile ölçüleblen bir dava ise ( taşınmazın tescili, yükleniciye karşı açılan tazminat davası, ortağa karşı açılan aidat alacağı davası alacağı davası, [[Arsa|arsa]] sahibinin atığı tazminat ve kira davaları v.b. ) nisbi vekalet ücretine hükmedilir.Eğer davanın konusu para ile ölçülemiyorsa, maktu vekalet ücreti verilir., &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kira Davalarında Ücret Bir taşınmazın tahliyesine ilişkin, kiralananın tahliyesi davalarında,vekalet ücreti, dava konusu taşınmazın taraflar arasında davanın açıldığı tarihte geçerli olan bir yıllık kira bedeli üzerinden nisbi olarak belirlenir. Ancak nisbi olarak belirlenen bu miktarın davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifede belirlenen maktu ücretin altında olmaması gerekir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Miras Davalarında Ücret Miras hakkından ıskat edilen mirasçının diğer mirasçılar aleyhine açacağı miras hakkından ıskatın iptaline ilişkin davalarda, dava edilen husus, miras hakkı bulunan kişinin bu hakkından mahrum bırakılması olduğundan ve somut olarak bir malın mülkiyeti dava edilmediğinden maktu vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Muris yaptığı vasiyetnamenin veya miras mukavelesinin iptaline ilişkin davalarda da, maktu vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tenkis davalarında,davacı,miras bırakanın yaptığı bir tasarruf ile kendi saklı payını ihlal ettiği iddia ettiğinden ve miras bırakanın yaptığı tasarruf ile devrettiği bir malın kendisine saklı payı oranında verilmesini istediğinden, ortada konusu para olan veya para ile ölçülebilen bir dava konusu bulunmaktadır. Bu nedenle dava sonunda haksız çıkan aleyhine dava konusu edilen malın dava edilen kısmı üzerinden hesaplanacak nisbi vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tespit Davalarında Ücret Delil tespitine ilişkin davalarda vekalet ücreti konusu Tarifenin ikinci kısmının birinci bölümünde düzenlenmiştir.Buna göre; görülmekte olan bir davanın içinde olmamak koşulu ile yani, tek başın açılan delil tespiti davları maktu ücrete tabidir. bu ücret, tespit işleminin duruşmalı yapılması halinde artmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Boşanma|Boşanma]] Davalarında Ücret [[Boşanma|Boşanma]] davası sonucunda verilen kararda, haksız çıkan tarafa tarife uyarınca asliye hukuk mahkemelerinde görülen davalar için ön görülem maktu vekalet ücreti eklenir. [[Boşanma|Boşanma]] davası ile birlikte yapılan, nafaka, tazminat ve vekalete ilişkin istemler, [[Boşanma|boşanma]] davasının ferisi niteliğinde sayıldığından ayrı harca, dolayısıyla ayrı vekalet ücretine tabi değildir yani, [[Boşanma|boşanma]] davası ile birlikte istenen nafaka ve tazminat taleplerine karar verildiğinde yada b taleplerin reddine karar verildiğinde mahkemece ücrete hükmedilmez, sadece [[Boşanma|boşanma]] davası için maktu ücret verilir.Nafaka ve tazminata ilişkin talepler ayrı dava konusu yapıldığı takdirde ücret hesabında dikkate alınır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Medeni [[Kanun|kanun]] uyarınca eşler arasındaki [[Boşanma|boşanma]] davalarında evlilikte elde edilen malların paylaşımı ile ilgili davalarda söz konusu olmaktadır. Bu tür davalarda, davacı eş mal rejiminden kaynaklanan bir alacak talep etmektedir. Bu nedenle, bu tür davalara “katkı payından kaynaklanan alacak davaları” demek yerine olacaktır. Nitekim, bu davalar ile paylaşım konusu edilen şey malın kendisi değil onun değeridir. Evlilikleri sırasında satın aldıkları evle ilgili dava açan eş, söz konusu evin mülkiyetinin yarısını değil o evin değerinin yarısını talep etmektedir. İşte mal rejinden kaynaklanan alacak davasının bu ayrı ve bağımsız niteliği gereği bu tür davalar açılırken talep konusunun değeri üzerinden nisbi harç tahsil edilmektedir. Bu nedenledir ki bu davalarda dava sonunda hükmedilecek vekalet ücretinin de alacak davalarında olduğu gibi kabul ve ret oranı üzerinden nisbi olarak belirlenmesi gereklidir. Davacının davasını açarken, söz konusu davayı tazminat davası olarak nitelemiş olması da sonucu değiştirmez.Zira, hakim davaya uygulanacak hukuk kurallarını kendiliğinden belirler.Açılan davanın bir tazminat davası olmadığını katkı payından kaynaklanan alacak davası olduğunu belirleyen hakim harcı buna göre tamamlatmalı ve değer üzerinden nisbi vekalet ücretine karar vermelidir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nafaka Davalarında Ücret Nafaka davalarında, yapılan yargılama sonucunda tespit olunan bir yıllık nafaka tutarı üzerinden yapılacak nispi vekalet ücreti davacı yararına hükmolunur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Velayet,Vesayet ve Kayyımlık Davalarında Ücret Velayetin verilmesi, kaldırılması davaları,vesayete ilişkin çekişmeli davalar kayyumun ilişkilerine ilişkin çekişmeli davalar gibi davalarda, dava konusu para olmadığından ve para ile de ölçülemediğinden haksız çıkan aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nüfus Davalarında Ücret Nüfus Müdürlüğü aleyhine açılan bu tür davalarda davacı,davayı kazansa bile, dava Nüfus Müdürlüğüne yargılama giderleri ve vekalet ücreti yüklenemez.Aynı şey, davalı Nüfus Müdürlüğünün kendisine vekil ile temsil ettirmesi ve dava sonunda davanın reddi halinde de söz konusudur.Yani, davalı Nüfus Müdürlüğü kendisini vekil ile temsil ettirdiğinde, davacının davasını reddine karar verilse bile, davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilemez. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maddi Tazminat Davalarında Ücret Maddi tazminat davalarında, dava konusu para olduğunda dava sonunda haksız çıkan aleyhine haksız çıktığı miktar üzerinden hesaplanan nisbi vekalet ücreti yüklenir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maddi tazminat davası, manevi tazminat davası ile birlikte açıldığında, vekalet ücreti hesaplama yöntemleri farklı olduğundan, maddi tazminat için ayrı, manevi tazminat için ayrı vekalet ücreti hesaplanır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Manevi Tazminat Davalarında Ücret Manevi tazminat davalarında, davacının haklı bulunduğu kısım için davalı aleyhine hükmedilen değer üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilir. Davacının haksız çıktığı kısım için de davacı aleyhine nisbi vekalet ücreti verilir. Ancak, davalı lehine verilen nisbi vekalet ücretinin davacı lehine verilen nisbi vekalet ücretini geçmemesi gerekir.(tarife 10/2). Manevi tazminat davasının tümü ile reddi halinde ise, davalı lehine, davacı aleyhine, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmında belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilir.(tarife m.10/3). &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Menfii Tespit davalarında Ücret Menfii tespit davalarında davacı, hakkında bir icra takibi yapıldığında veya icra takibi yapılmadan önce, kendisinden istenmesi muhtemel gördüğü bir borcun borçlusu olmadığını iddia eder ve mahkemeden böyle bir borcunun bulunmadığının tespitini ister. Görüldüğü gibi menfi tespit davalarının konusu para veya para ile ölçülebilen bir maldır. Bu nedenle vekalet ücreti, bu değer üzerinden nisbi olarak hesaplanır. İİK. `nun 89/3 maddesi uyarınca kendisine gönderilen birinci haciz ihbarnamesine rağmen süresi içinde bu ihbara cevap vermeyen üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğinde, bu kişi borçlu olmadığına dair tespit davası açtığında, bu davada haklı çıksa bile, birinci haciz ihbarnamesine cevap vermeyerek, ikincisinin gönderilmesine kendi kusuru ile sebep olduğu için lehine avukatlık ücretine hükmedilemez. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İş Davalarında Ücret İşçi tarafından açılan, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, tatil ücreti ve ikramiye alacakları, fazla çalışma ücreti alacağı davalarının konusu para olduğundan bu davalar sonunda haklı çıkma oranına göre haklı çıkan yararına nisbi vealet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şahsi Haklara İlişkin Davalar Özel ve Tüzel kişiler hakkındaki bu tür davaların tümü konusu para olmayan ve para ile de ölçülemeyen davalar olduğu için, dava sonunda haksız çıkan aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tüketici Mahkemelerinde Görülen davalar Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 8. maddesi Tüketici Mahkemelerinde görülen davalar için 180 lira avukatlık ücreti verileceğini hükme bağlanmıştır. Ancak dava konusunun değeri 1,500 lirayı aşıyor ise o takdirde vekalet ücreti nisbi olarak hesaplanacaktır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tüketici mahkemelerinde görülen manevi tazminat davasının tümü ile reddi halinde Tarifenin 10/3 . maddesinin Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 8.maddesinde belirtilen ücretin maktu kısmına yani 180 liraya atıf yaptığının kabulü ile davalı yararına 180 lira maktu vekalet ücretine hükmetmek gerekir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fikri Ve Sinai Haklar Mahkesinde Görülen Davalar Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 9. maddesi ile Fikri Sınai Haklar Mahkemesinde görülen davalar için 1,100 lira avukatlık ücreti verileceği hükme ağlanmıştır Ancak dava konusu para ile ölçülebilen bir iş ise ve bu dava konusunun değeri 10,000 lirayı aşıyor ise o takdirde vekalet ücreti nisbi olarak hesaplanacaktır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fikri ve Sinai Haklar Mahkemelerinde görülen manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilir ise; davalı yararına hesaplanacak avukatlık ücretinin davacı yararına hesaplanandan fazla olmaması gerekir.Davanın tümü ile reddi halinde davalı yararına maktu avukatlık ücretine hükmetmek gerekir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sıra Cetveline İtiraz Davaları Bu tür davalarda, davanın konusu alacağın miktarı değildir. Mahkeme tarafından talebin kabulüne karar verildiğinde, sadece davalı- alacaklının alacağının olmadığı veya davacı- alacaklının alacaklı olduğunun veya alacağının cetveldeki sıranın tespitine gidilir, bir eda hükmü kurulmaz. Bu nedenlerle, bu tür davalarda karşı tarafa yargılama gideri olarak hükmedilecek vekalet ücreti nisbi değil maktu olarak belirlenir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İtirazın İptali Davaları İtirazın iptali davalarında dava konusu üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilir. İcra Mahkemesinde görülen itirazın kaldırılması davasında ise vekalet ücreti maktu olarak hesaplanır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İtirazın iptali davasının konusu, takip konusu olan alacaktır. Davacı alacaklı takip konusu bu alacağın yanı sıra İİK. `nundan kaynaklanan icra inkar tazminatını da isteyebilir. Ancak bu icra inkar tazminatı dava konusuna dahil değildir. Bu nedenle karar ve ilam harcı alınırken ve vekalet ücreti hesaplanırken icra inkar tazminatı dikkate alınmaz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstihkak Davaları İstihkak davalarında; dava konusu malın mülkiyeti dava edilmekte olduğundan, bu malın değeri üzerinden hesaplanacak nisbi vekalet ücretine hükmetmemek gerekir.Davanın kabulü halinde davacı yararına, davanın reddi halinde davalı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilir. Davanın kısmen kabulünde ise kabul ve ret oranlarına göre yine nisbi vekalet ücretine hükmetmek gerekir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tasarrufun İptali Davaları İptal davası açıldığında davanın değeri; iptal konusu malın değeri değil, alacak ve eklentilerinin miktarı ile iptal konusu tasarrufun değerinden hangisi az ise o değerdir. Harç ve vekalet ücreti de bu miktar üzerinden hesaplanır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İİK'dan kaynaklanan tasarrufun iptali davalarında vekalet ücreti takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değerinden hangisi az ise o değer üzerinden nisbi olarak takdir edilir.Ancak miktarından maksat, takip konusu asıl alacak ve ferilerinin toplamıdır.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Idari_Yarg%C4%B1da_Delil_Tespiti&amp;diff=18008</id>
		<title>Idari Yargıda Delil Tespiti</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Idari_Yarg%C4%B1da_Delil_Tespiti&amp;diff=18008"/>
				<updated>2009-09-25T22:29:04Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;İdari Yargıda Delillerin Tespiti&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İki taraftan her biri, halen görülmekte olan davada henüz soruşturma ve incelemesine sıra gelmemiş bulunan konunun şahit, keşif, bilirkişi veya diğer deliller ile tespitini talep edebilir. (1086/368) Taraflar, idari dava açtıktan sonra bu davalara ilişkin delillerin tespitini ancak davaya bakan [[Danıştay|Danıştay]], idare ve vergi mahkemelerinden isteyebilirler. (2577/58-1) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Davaya bakan [[Danıştay|Danıştay]], İdare ve [[Vergi_Mahkemeleri|Vergi Mahkemeleri]] istemi uygun gördüğü takdirde üyelerden birini bu işle görevlendirebileceği gibi, tespitin mahalli idari veya adli yargı mercilerince yaptırılmasına da karar verebilir. (2577/58-2) Delillerin tespiti istemi, ivedilikle karara bağlanır. (2577/58-3) Delillerin tespiti için ifa ve tanzim edilmiş bütün işlem ve evrak esas dava dosyasının eki sayılır. (1086/374)&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	<entry>
		<id>http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Kamu_Hukuku&amp;diff=18007</id>
		<title>Kamu Hukuku</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="http://wiki.hukuki.net/index.php?title=Kamu_Hukuku&amp;diff=18007"/>
				<updated>2009-09-25T22:27:31Z</updated>
		
		<summary type="html">&lt;p&gt;Deneme3: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Kamu hukuku ile ilgili bölüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kamu hukuku veya amme hukuku, devlet ve yurttaşlar veya devletin kendi kurumları arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk alanıdır. Özel hukuktan ayrılması sırf teorik bir ayırım değil, başvurulacak mahkemenin belirlenmesi açısından da önemlidir. Kamu hukukunun konusu olan devlet ve yurttaş arasındaki hukuksal uyuşmazlıklar, özel hukuk uyuşmazlıklarında yetkili sulh ve asliye mahkemelerinde değil, idare mahkemelerinde çözülür. [[Ceza_Hukuku|Ceza hukuku]] da, ceza verme yetkisi sadece devlete ait olduğundan kamu hukuku alanına girer. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hukuki bir çatışmanın özel mi, kamusal mı olduğunun belirlenmesi için çeşitli teoriler geliştirilmiştir: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çıkar teorisine göre, hukuki bir uyuşmazlık kamunun çıkarlarını ilgilendiriyorsa kamu hukukuna aittir. Alt-üst ilişkisi teorisine göre, hukuksal bir çatışma, biri diğerinden sahip olduğu devlet erki nedeniyle daha üstte bulunan iki hukuki nesne arasında ise kamu hukukuna dahildir. Özel hukuk teorisine göre ise, hukuki uyuşmazlığın konusu olan kanunlar, tüm yurttaşlara değil, sadece devlet erkine sahip olan bir hukuki nesneye hak ve ödevler yüklüyorsa uyuşmazlık kamu hukukuna girer. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&amp;lt;rss&amp;gt;http://www.hukuki.net/forum/external.php?forumids=25|long|max=5&amp;lt;/rss&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Deneme3</name></author>	</entry>

	</feed>